2 minutes reading time (404 words)

YOTA Doğaçlama İle Özgür Bir Dünyaya Yolculuk

YOTA Doğaçlama İle Özgür Bir Dünyaya Yolculuk

YOTA Doğaçlama ile, saolsun, değerli arkadaşım Mert Nuhoğlu sayesinde tanıştım. Bir telefon konuşmamızda bana harika birşey bulduğundan bahsetmişti. Tavsiye ettiği gibi hemen gidip YOTA Doğaçlama'nın atölye sınıfına yazıldım. Hani aradığınız şeyin ne olduğunu bilmezsiniz de, bakınırsınız öylece, sonra o şeyi bulduğunuzda "işte tam aradığım şey!" dersiniz ya, işte öyle oldu. YOTA'nın doğaçlama atölyesi tam aradığım şeydi.

Doğaçlama tiyatro pek tanım gerektirmiyor kanımca. Herşeyin spontane geliştiği, deneyimlemelerin yapıldığı bir tiyatro. Bir takım oyun formatları kullanılıyor. Aslında tamamen oyunlardan oluşuyor. Bunlar oyuncuların yaratıcılıklarını, birbirileriyle olan etkileşimlerini geliştiren, farkındalıklarını arttıran oyunlar. Bu oyunlar ile deneyimleme, farkındalık, yaratıcılık, ekip olma, özgürleşme gibi konular üzerinde çalışılıyor.

Bizim atölye grubunun hocası İsmail Nuri. Nuri Hoca'nın en sevdiğim yönü bize aynı zamanda kişisel gelişim koçluğu yapmasıdır. Utanma, sıkılma, çekinme, kendi kendini yargılama, dışarıdan onay bekleme gibi bizim hem sahnede hem de hayatta önümüzü tıkayan bir sürü düşman alışkanlıkları yıkmamız için Nuri hoca bize sürekli fikirler verir ve alıştırmalar yaptırır.

Mesela, bizim aklımızda hep "mutlaka bir şey yapmam, ilginç bir şey söylemem lazım" endişesi oluyordu. Nuri Hoca şöyle derdi:

"Mutlaka bir şey yapmam lazım!" düşüncesinden kurtul. Öyle olunca kendin eğlenmiyorsun. Eğlenceyi ıskalıyor, kendine endişe ve stres yaratıyorsun. Bunun yerine "Birşey yapmam gerekmiyor" de. Kendi kendimizi eğlendiriyoruz burada. Kendimiz eğlenirsek o enerjiyi seyirci de alacak, onlar da eğlenecek. Ama seyirciyi eğlendirmek için çıkarsak ne kendimizi eğlendirebiliriz, ne de onları.

Nuri Hoca "iyi oynadım, kötü oynadım" şeklinde kendimizi değerlendirmemizi de istemezdi. Tek bir kuralımız vardı: Eğlenmek! Herşeyden önce kendimiz keyifli bir vakit geçirmeli, eğlenmeliydik.

Bizim grup :)

b2ap3_thumbnail_yota-dogaclama-ismail-nuri-atolye-grubu.jpg

Doğaçlama oyunlarda "kabul" çok önemli, kilit bir kavram. Yani oyun arkadaşınızın söylediğini kabul etmeniz lazım. Her şey kabul üzerine kurulmuş ve kabul üzerine ilerliyor. Bir oyunu inşa eden, onu ilerleten kabul. Oyunun hikayenin bir nevi harcı oluyor. Kabul ederek arkadaşınızın açtığı yoldan ilerliyorsunuz ve hikaye bu şekilde doğuyor. Reddettiğiniz vakit oyun ilerlemiyor. Hatta reddetmeniz negatif bir atmosfer oluşturuyor. Doğması beklenen hikaye tıkanıyor. (Jim Carrey'in "Yes Man" filmindekine benzer bir felsefe burada da var.)

Atölye çalışmalarında tamamen kabul üzerine kurulu çeşitli oyunlar da oynuyoruz.

- Hadi balık tutmaya gidelim.
- Evet, harika bir fikir (Kabul). Hadi gidelim... Balık tuttuk, hadi şimdi biraz yüzelim.
- Evet, harika bir fikir (Kabul). Hadi yüzelim...

Kabul sadece arkadaşınızın söylediğini kabul etmekle de değil, onun varlığına, ne yaptığına, ne giydiğine dikkat göstermek de bir kabul oluyor.

- Aaa ne yiyorsun, çikolata mı o?

Elindeki veya üzerindeki bir şeye dikkat etmek de bir kabul. Onun varlığına yorum getirerek onu kabul etmiş oluyorsunuz.

Bizim ilk oyunumuzdan bir video:

]

YOTA Doğaçlama'nın oyunları ve atölye sınıfları Eylül ayında başlıyor. Oyunlara gidip atölye sınıflarına kayıt olmanızı hararetle tavsiye ederim. Kendinize çok değerli bir hediye vermiş olursunuz.

Tiyatro dolu günler...

 

Bir İnsan Neden Hindistan’a Gitmek İster?
Ozanlar Şehri Uşak’tayız

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin