5 minutes reading time (986 words)

Sanatın Başkenti Viyana'da Yemek Molası

viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan.jpg

Viyana'daki 2012 Eylül ayında yaptığımız gezintilerimiz esnasında gün içerisinde bize enerji veren nefis yemeklere değinecek olursam bakın ne lezzetlerle buluşturacağım sizleri.

İlk günümüzü yaşadığımız şehirde öğleden sonra Ferstel Pasajı'nın dingin ortamındayız. Sessiz sohbetlere tanıklık eden, heykellerle süslenmiş çeşmeden akan su "Beaulıeu" isimli mekana ayrı bir hava katıyor. İçeride çeşitli şaraplar ile yanına çok yakışacak peynirlerin, mezelerin, iştah açıcı tart, kiş, sandviç ve bunun dışında birkaç tatlının bulunduğu kafede favorimiz Citron tarte oldu. O kadar hafif ve tadında ki hem bir lokmada yemek hem de o limon tadı bitmesin diye yavaş yavaş tüketmek istiyorsunuz. Sıcacık, peynirleri sünmüş olarak gelen sebzeli kişini de kıvamında buldum. Toksanız ve hafif bir şeyler yemek düşüncesindeyseniz iki kişinin paylaşabileceği boyutta olduğunu belirtmeyi unutmamak gerekir.

a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-1.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-2.jpg

Hofburg Sarayı'nın avlusu'nda yer alan Hofburg Cafe de yol üzerinde soluklanabileceğiniz mekanlardan.

Akşam yemeğimizde ise Griedsteidl'i tercih ediyoruz. Garson o kadar siparişi eksiksiz olarak nasıl aklında tuttu halen takdir ediyorum. Ve şinitzel açılışımızı yapıyoruz. Patates salatasında kullanılan soslarının yanı sıra salata sosları da lezzet katan cinsten. Ev yapımı limonata rengini daha çok naneden almış gibi ve tadında da o nane baskınlığı hissediliyor. Ne yalan söyleyeyim bizim limonatamız gibisi yokmuş. Fasulye, havuç ve taze soğan turşuları ile karşılaşmak beni şaşırttı doğrusu. Beyrut'ta da can eriği turşusu ile karşılaşmıştık. Dillere destan Apfelstrudel'i vanilya kokulu sosu sarıp sarmalamış. Sıcak servis yapılan tatlıdaki elma tadıyla buluşuyoruz acele acele. Yerimiz olsa yeniden yemek isteyecektik eminim ki.

viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-3.jpg

a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-5.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-4.jpg

Stephanplatz'da, 1990 yılından beri faaliyet gösteren aynı isimli otelin teras katında hizmet veren DO&CO restoranda tanıdık lezzetler bulmak istiyorsanız bu şık mekanı denemekte fayda var diyebilirim.

Viyana'da bizlere tavsiye edilenlerin başında yer alan, krema ile servis yapılan Sachertorte ile buluşuyoruz. Ne yalan söyleyeyim Divan ya da Pelit pastanelerinin çikolatalı pastaları daha lezzetli geldi bana. Tabi Sachertorte'nin yaklaşık iki hafta bayatlamadan soğutucu olmayan herhangi bir ortamda da tazeliğini yitirmediğini hatırlatmak isterim. Denemesi bedava,o kadar süre dayanabilirseniz. :)

viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-6.jpg

Ertesi günün öğle arasında Belvedere'e gitmeden önce rotamızı 1516'ya çevirdik. Blonde, Weisse ile Black çeşitlerinin bulunduğu ve kendi ismiyle markaya dönüşen biranın yanında elma dilim patatesler nefis bir ikili oluşturuyor. Porsiyonlarının da oldukça doyurucu olduğunu söyleyeyim ki bizim gibi masayı donatıp sonra nasıl yiyeceğiz durumuna düşmeyin. :D

a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-7.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-8.jpg

viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-9.jpg

Günün erken saatlerinde Mozart Heykeli'nin karşısında biraz soluklandıktan sonra hafif bir yürüyüşün ardından Palm Haus'a geliyoruz. Önümüzdeki yüksek ağaçlarla çevrili yeşillendirilmiş parkta; sabah koşusunu yapanlar, bir kenarda banklarda dinlenen, bir şeyler okuyanlar ve özgür köpekler... Neler yiyebiliriz diye göz attığımızda kahvaltı menüsünü oldukça hesaplı ve doyurucu buluyoruz. Tabi ki biz yine seçimimizi tatlıdan yana kullanıyoruz. Elma, erik ve çikolatanın turta ve pasta çeşitlerinde sıklıkla kullanıldığını gözlemliyoruz. Erikle yapılan çeşitler arasında özel bulunmakla birlikte beğeni toplayan bir turtayı da tattık. Ancak ayrıcalıklı bir lezzetle buluştuğumu pek düşünmedim. Hatta alttaki hamur bayatlamış izlenimi verebilecek kıvamda ve tatsızdı diyebilirim. Taze sıkılmış portakal suyu ve sıcak çikolata ile Viyana'nın ısıtan güneşli havasında fakat yer yer de rüzgarıyla üşüten Eylül sabahında keyfimize keyif kattık.

a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-10.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-11.jpg

Havanın hafif serinlemesiyle birlikte Grinzig'i aratmayacak bir mekandaki rezervasyonumuzu iptal edip rotamızı Leupold'a çeviriyoruz. Dışarısı oldukça keyifli gözükse de sigara içilmesinden rahatsız olacağımız için iç mekana yöneliyoruz.

Karışık balık tabağı, kremalı ve yeşil soğan süslemeli çorba -Budapeşte de sıklıkla karşılaştığımız yöresel çorba gulaş gibi- da oldukça lezzetli ve bizim ağız tadımıza uygundu. Viyana'da geleneksel olan "Tafelspitz", organik sebzelere yer verilen ve elma suyunda servis edilen çok da umduğum lezzette çıkmayan bir çeşit et yemeği. Bu durumda hemencecik alışıverdiğimiz o soslu patates salatası devreye giriyor. Mekan birkaç bölümden oluşuyor ve servis oldukça hızlı. Bizim masa ile ilgilenen Kosovalı garsonun kravat iğnesi olarak büktüğü çay kaşığı da artık benim. :) Sempatik sözler eşliğinde gecenin karanlığına doğru yol alıyoruz.

a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-12.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-13.jpg

Son günkü akşam yemeğimizde istikamet şimdilerde IV. kuşağın işletmesini yürüttüğü, kuruluşu 1905 yılına dayanan, turistik bir yer olsa da kendimizi gitmekten alıkoyamadığımız Figlmüller'deyiz. Bu küçük dükkanda yer bulmanın oldukça zor olduğu söylense de sırada beklemeyi göze alıyoruz ve şansımız da yaver ki hemen yerimize oturuveriyoruz. Figlmüller'de özellikle domuz etiyle yapılan şinitzelin daha lezzetli bulunduğunu belirtmek isterim. Yanında sunulan hardal karışımlı soslu patates salatası da oldukça iştah kabartıcı. Evet, aynen daha önce fotoğraflarda da gördüğümüz gibi bir yemek tabağından daha büyük boyutta olan -250 gr.- şinitzellerle buluşuyoruz. Aynı zamanda burada tavuk etinden yapılan şinitzel yemeniz de mümkün. Yağı hiçbir şekilde fazla değildi ve midemize rahatsızlık vermedi. Olur ya bunlardan tatmak istemezseniz kızartılmış peynirleri hem doyurucu hem de lezzetliler. Cana yakın garsonların olduğu bu küçük ama sıcak mekanda Avusturya şarabı eşliğinde son derece mutlu dakikalar geçirdik.

a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-14.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-15.jpg

Avusturya'nın bir numaralı kahvesini tadabileceğiniz Julius Meinl'ı -St. Stephans Kilisesi'ne varmadan yol üzerinde solda yer alan- ziyaret etmek sizlere keyif verecektir. Market kısmındaki kendi ürünlerinin yanı sıra diğer dünya markalarına ait çikolata ve türündeki ürünler de hem hesaplı hem ağzınızı sulandıra n cinsten. Bu çeşitlilikteki ürün gamı kendinizi kaybetmenize sebep olabilir :) Hemen mağaza önünde dilediğiniz kahve eşliğinde sohbete başlayabilirsiniz. Karaköy'de de şubesinin olduğunu keşfettiğimiz J. Meinl'a yapacağımız ziyaretler bizleri Viyana anılarımıza götüreceğe benziyor (www.meinl.com.tr).

b2ap3_thumbnail_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-16.jpg   b2ap3_thumbnail_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-17.jpg

Ve Viyana günlerine kuruluşu 1780 yıllarına varan Demel'den aldığımız menekşe şekerlemeleri ile veda ediyoruz. Viyana'nın dışında Salzburg ve New York'ta da mağazası olduğunu öğrendiğimiz butik pastane, Rokoko tarzı ile özgün bir yapı sergiliyor. XVIII. yüzyılda, Avusturya İmparatoriçesi Sissi'ye özel pasta ve çikolata üretimi yapan Avrupa'nın en ünlü pastanesi, 7 milyon Euro ile DO&CO firmasının sahibi Attila Doğudan'a emanet edilmiş. İçerisi oldukça kalabalık ve müşteriler üst katta oturup nefis tart ve iştah açıcı pastalar ile ağızlarını tatlandırmak için sıraya girmişler.

a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-18.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-19.jpg
a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-20.jpg   a1sx2_Thumbnail1_viyana-da-yemek-molasi-dilek-turan-21.jpg

Merdivenlerden yukarıya doğru çıkarken sağımızda minik renkli çiçekler ve pastalar ile yaratıcılıklarını konuşturan pastacıları görüyoruz. İçerisinde menekşe yapraklarının yer aldığı şekerlemelerin tasarımı da mor menekşeler şeklinde. Gerek stand tasarımı gerekse sunum için kullanılan şekerleme kutuları bile sizde albeni hissi yaratmakta. Minicik kutusuna –yanlış hatırlamıyorsam 80 gr.dı- göre pahalı (16,80 Euro) bulunabilecek şekerlemeleri ağzınıza attığınızda iyi ki almışım diyip bir yenisini daha yemek geliyor içinizden. Ve son olarak Ortaköy'de yapılacak otelin alt katında Demel'in bir şubesinin açılacağı haberini öğrenmek beni çok mutlu etti.

Birkaç kilo almış olmak kaygısıyla dönüş yolcuğumuza başlıyor; ne de olsa can boğazdan gelir diyoruz. :D

Yeni keşiflerde görüşmek üzere,

Dünyadan 27 Muhteşem Sokak Suçu
Geceyle Gündüzün Birbirine Karıştığı Şehir: Bangko...

İlgili Yazılar

 

Yorum (1)

  1. Zafer Yılmaz

Blogcu arkadaşımın söylediği gibi kapısında her zaman bir kuyruk oluyor bu Figlmüller restoranın. Yakınında bir şubesi daha var. Orası da aynı. Ben biraz utanmıştım alt tarafı bir şinitzel yiyeceğim diye o kuyrukta beklemekten. Gerçekten de...

Blogcu arkadaşımın söylediği gibi kapısında her zaman bir kuyruk oluyor bu Figlmüller restoranın. Yakınında bir şubesi daha var. Orası da aynı. Ben biraz utanmıştım alt tarafı bir şinitzel yiyeceğim diye o kuyrukta beklemekten. Gerçekten de oradaki şinitzel de bildiğimiz şinitzel işte. Yalnız patatesleri lezzetliydi doğrusu. Güzel mekan. Fiyatlar da makul. Tavsiye eder miyim? "Viyana'ya gittin de Figlmüller'den şinitzel yemedin mi?" sorularına "aaa... yapmaz olur muyum hiç" diye cevap verebilmek için gidilebilir

Okumaya Devam
  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin