6 minutes reading time (1159 words)
Öne Çıkarılmış 

Nepal'in Merkezindeki Harikalar Diyarı: Pokhara

Nepal'in Merkezindeki Harikalar Diyarı: Pokhara

1. Gün

Sabahın 3’ünde, Pokhara’nın boş bir caddesinde 2 koca çantayla otobüsten indim. Merkeze doğru uzun süre yürüdüm, çiseleyen yağmur şiddetini arttırınca da gördüğüm ilk açık dükkana girdim. Küçük bir tekeldi ama çay ocağı havasına sahipti. Sabah olana kadar sütlü çay içip oturdum. Ardından birkaç yere fiyat sorduktan sonra hoşuma giden bir otele yerleştim, çatıdan göl manzarası vardı. Hava çok yağmurluydu ve her yer griydi. Odama geçip 6 saat uyudum, yüzüme gelen güneş ışığıyla uyandım. Keyfim bir anda yerine geldi, hemen göle doğru yola koyuldum. Göl kenarına vardığımda hala uyuduğumu ve rüya gördüğümü düşündürecek kadar güzel bir manzarayla karşılaştım.

 

b2ap3_thumbnail_SAM_5213.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5221.JPG

Hindistan’da geçen her günüm benim için çok değerliydi, gördüğüm her şeyden çok etkilendim ama açıkçası çok da yorucuydu. Ama Pokhara’da göl kenarında yürüyüp baktığım her yerde tatile gelmiş turistleri görünce benim tatilimin de başladığını farkettim. Güzel bir restoranda oturup bir tabak dolusu momo yedim.(İçinde et, patates ya da peynir olan kocaman mantılar olarak düşünebilirsiniz) Sonra bir hediyelik eşya dükkanından haritamı alıp göl kenarında kendime 3 günlük bir plan yaptım, ardından Kathmandu’ya geçecektim.

Pokhara trekking rotaları bakımından çok zengin bir yer, nereye baksanız tepelere doğru giden toprak yollar var.İlk hedefimi belirleyip başladım tırmanmaya. Çıkarken çok keyif aldım, yükseldikçe arkamda kalan manzara da gittikçe güzelleşti.

b2ap3_thumbnail_SAM_5257.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5262.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5310.JPG

Güneşin alçalıp kızardığı anları tepeden izlemek çok güzeldi ama hava kararmadan dönmek için çok az zamanım kaldı. Hızla indim ama yine de karanlığa kaldım. Ayaklarım yorgunluktan ve biraz da korkudan titremeye başlamıştı ki ilk saptığım yolun başına vardım ve rahatladım. Yemek için restoranlarla dolu ana caddede dolaştım ama maalesef buralar genelde Avrupalılar’ın işlettiği pahalı yerlerdi. Yerli ve uygun bir yerde yemek yiyip otele döndüm. Sonraki gün haritada belirlediğim uzak yerlere bisikletle gitmeye karar verdim.

2. Gün

Uyandığımda hava yine güneşliydi, otel sahiplerimle güzel bir kahvaltı edip doğruca önceden anlaştığım bisikletçiye gittim. Sadece 300 rupiye(6 lira) tüm gün için canavar gibi bir dağ bisikleti kiraladım. Şehir merkezinden çıkmamla kendimi rüya gibi bir yolda buldum.

b2ap3_thumbnail_SAM_5338.JPG

 

Nasıl bir yolda bisiklet sürmek isterdin deseler daha güzelini tarif edemezdim herhalde. Her tarafım yeşilin en güzel tonlarıyla çevrili şekilde önümde dümdüz uzanan yolda uzun süre yol aldım. (burası Kathmandu’ya kadar giden şehirlerarası bir yolmuş) Bir yol ayrımında Begnas ve Rupa Göllerine ulaşmak için anayoldan ayrılıp gittikçe yükselen bir yolda ilerlemeye başladım, sanırım vardığım yer bir köydü.

b2ap3_thumbnail_SAM_5349.JPG

Gördüğüm bütün insanlara selam vererek gittim bir süre daha, hepsi çok güleryüzlüydü. Sonunda iki göle de tepeden bakan yüksek noktaya ulaştım. İki tarafımda da ayrı güzellikte iki manzara vardı.

b2ap3_thumbnail_SAM_5361.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5374.JPG

Restoran tabelası olan bir evin bahçesinde iki teyze gördüm, yiyebileceğim bir şey olup olmadığını sordum. Bana bir avuç yumurta gösterdiler. Betondan çardakta oturdum, süper bir omlet yiyip Hint çayı içerek manzarayı hafızama kazımaya çalıştım. Hissettiğim özgürlük duygusu ve gezimde geldiğim noktanın verdiği mutluluk içimi doldurdu, hatta taşma noktasına geldi. Dönüşte yokuş aşağı yollardan hızlana hızlana indim, anayolda yanımdan arabalar geçerken bağırarak şarkılar söyledim. Yaşadığımı dolu dolu hissettiğim anlardı, çok güzeldi.

b2ap3_thumbnail_SAM_5395.JPG

Tam şehir merkezine giriyordum ki yanımda giden kamyonun korna çalması ve hafifçe benim tarafıma yönelmesi üzerine ben de aniden yol kenarındaki çakıllara indim ve birkaç takla attım. Ayağa kalkıp toparlanacaktım ki, bir dizimin çok kötü olduğunu ve üzerine basamadığımı farkettim. Yakındaki bir dondurmacı abi kocaman bir buz getirdi sağolsun. Sonra yolun karşısındaki hastaneyi gösterdi, bisiklete dayana dayana gittim. Hemen bir odaya aldılar, yaralarıma pansuman yaptılar. Doktor buranın özel bir hastane olduğunu, dinlenmem için ücretini ödemem gerektiğini söyledi. Yanımda çok az param vardı, ilaçları alıp gideceğimi söyledim. Hepsi çok yardımseverdi, sadece küçük bir ücret alarak elime kese kağıdında ilaçlar vererek yolladılar. Otele vardığımda otel sahibim ve ailesi benimle çok ilgilendi; yemeklerini paylaştılar, çocukları sürekli buz getirdi. Bütün gün öylece yattım. Facebook’a bakıyordum ki bir de ne göreyim? Delhi’den çok yakın 5 arkadaşım da Pokhara’ya gelmiş. Onlarla konuştuk, akşam çikolatayla ziyaretime geldiler, birlikte yemeğe gittik. Biraz paraya kıyarak güzel bir yemek yiyip, gece boyunca Nepal’in yöresel müziklerini dinleyip, eğlenceli danslarını izledik.

3. Gün

Arkadaşlarım Kathmandu’ya gitti, ben de elime bir yürüyüş batonu alarak göle doğru yola koyuldum. Phewa gölü hayatımda gördüğüm en güzel manzaraya sahip, dediklerine göre baharda hava bulutsuz olduğu için Himalayalar da manzarayı taçlandırıyormuş.

b2ap3_thumbnail_SAM_5234.JPG

Göl kenarında oturup haritayı önüme serdim. Rotamı belirleyip yola çıktım. İlk hedefim Davis Şelalesiydi. Çok ihtişamlı bir şelale olmamakla birlikte burası da Nepal’in büyüsünden nasibini almış. Coğrafya derslerinde öğrendiğimiz dev kazanını da gözümle görmüş oldum. Şelaleden yükselen su damlacıkları havada asılı kalarak güneş ışınlarını ışık hüzmesine çeviriyor, gerçekten büyüleyici.

b2ap3_thumbnail_SAM_5418.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5427.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5432.JPG

Davis Şelalesinin karşısında da Nepal’de bulunan en büyük mağara, aynı zamanda da tapınak olan Gupteshwor Mahadev var. Uzun süren ve gittikçe soğuyan bir merdiven inişinden sonra ürkütücü bir ibadet yerine vardım, ilginçti.

Mağaradan çıktıktan sonra asıl hedefim olan World Peace Pagoda’ya tırmanmaya başladım. Burası şehir merkezine göre gölün diğer tarafında kalan, yüksek bir tepeye kurulmuş bir Budist Stupa’sı. (Stupa: İçinde Buda’nın bir parçasının da bulunduğu kubbe şekilli yapılar) Batonuma dayanarak yürüdüğümden varmak epey bir zamanımı aldı, ama akşamüstü güneş ışınlarının en tatlı vurduğu zamanlarda bu olağanüstü güzellikteki beyaz Stupa’ya ulaştım. Kendisi saf bir güzellikte olmakla birlikte, önünde uzanan Pokhara manzarası da muhteşemdi.

b2ap3_thumbnail_SAM_5441.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5445.JPG

b2ap3_thumbnail_SAM_5455.JPG

Stupa’nın çevresindeki altın renkli Buda heykellerini bir süre inceledikten ve bakımlı bahçesinde dolaştıktan sonra gerisin geri şehre doğru yola çıktım. Açıkçası uzun yol gözümde biraz büyümüştü. Yolda kayıkla şehir merkezine gidildiğini gösteren tabelalar görmemle hemen göle doğru yokuş aşağı inmeye başladım.

b2ap3_thumbnail_SAM_5490.JPG

Yine ormanın içinde yalnız ilerliyordum ve yine hava kararmaya başladı. Neyse sonunda vardım kayıklara, kürekçi abiler hemen bilet alıp kayığa atlamamı işaret etti, meğer son seferlerini yapacaklarmış, şansa bakın! Hemen atladık kayığa, bana da bir kürek verdiler. Koyu renkli bulutlar hafif bir soğukla beraber hızla bize doğru yaklaşıyordu. 10 yaşlarında bir çocuk ben ve yaşlıca bir abi Daltonlar gibi dizilip kürek çekerek hızla şehir merkezine yanaştık, çok keyifliydi. (Zaten kayık, kano gibi kürekli araçlara çok büyük bir sempatim var)

b2ap3_thumbnail_SAM_5497.JPG

Göl kenarından otelime doğru aksayarak gidiyordum ki, bir otelin önündeki masalarda oturan orta yaşlı bir çift (45-50) İngilizce olarak Ipad’le fotoğraflarını çekmemi istedi. Ben de aldım makineyi, tam çekiyordum ki kadın “Nereli acaba?” dedi Türkçe. Ben de “İstanbullu’yum” deyince olanları hayal edebilirsiniz herhalde. Hemen bir çay söylediler, uzun süre sohbet ettik, sonra bir Türk çift daha geldi. 2 aydır Türk görmeyen bana büyük bir şok oldu tabi. Pokhara’da güzel yemekler yapan bir Türk restoranı olduğunu söylediler, ben de onlardan ayrılınca dosdoğru oraya gittim. Restoranın adı “Merhaba”, sahibi Almanya’da yaşamış bir Nepalli. (Alman da olabilir tam hatırlayamadım) 24 sene Türk mutfağıyla ilgilenmiş, şimdi de Nepalli gençlere öğretip sertifika bile veriyor. Ama iskenderini çok beğenmedim açıkçası. İleride Nepal’e gidersem burada çalışabilirim diye geçirdim aklımdan.

b2ap3_thumbnail_SAM_5528.JPG

4. Gün

Tüm günümü göl kenarında zaman geçirip, bu eşsiz atmosferin tadını çıkarmakla geçirdim. Farklı yerlerde oturup, bir şeyler içip, insanlarla sohbet ettim. Çok keyifli ve huzurlu bir gün oldu.

b2ap3_thumbnail_SAM_5544.JPG

Pokhara; tüm sıkıntılardan uzaklaştığınız, doğayı tüm güzelliğiyle gördüğünüz, insanların adeta iyilik abidesi olduğu, maddi kaygılardan uzak, huzur ve mutluluk dolu bir şehir. Göl manzarasından bahsetmiyorum bile, fotoğraflara bakıp bir fikir edinebilirsiniz belki.

Ertesi gün için Kathmandu’ya otobüs bileti aldım, Phewa Gölü’yle vedalaştım ve otelime döndüm.

5. Gün

Sabahın erken saatlerinde yine çantalarımı sırtlanıp, güzel otel sahiplerimle vedalaşıp, kesinlikle bir daha geleceğime söz vererek Pokhara’dan Kathmandu’ya doğru yola çıktım. 

 

Hatay'ın Vakıflı Köyü
Taj Mahal, Son Notlar, Nepal'e Yolculuk

İlgili Yazılar

 

Yorum (2)

  1. Zafer Yılmaz

İçimde Pokhara'ya gitme isteği uyandıran harika bir yazı. Fotoğraflara bayıldım. Huzur ve dinginlik var. Pokhara'da kitaplar, yoga, trekking ve balık tutma ile geçirilecek birkaç hafta harika olurdu.

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
  Yorum en son yaklaşık 4 yıl önce Zafer Yılmaz tarafından düzenlendi Zafer Yılmaz
  1. Emre Ekinci

Kesinlikle, hatta ben 1-2 sene kalınabilir diye düşünüyorum

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin