2 minutes reading time (487 words)

Maykop’tan Kazan’a Tren Yolculuğum

mamayev-kurgan-heykeli-volgograd.jpg

[2011 yılında gerçekleştirdiğim Rusya-Kazakistan-Moğolistan seyahatimden notlar serisi 4]

20.08.2011

Beni Kazan'a götürecek kızıl yıldızlı trene binişim biraz zorlu, oldukça da komik oluyor.

Otobüs trene bineceğim şehre vardığında, dışarıda inanılmaz bir yağmur var; koca sırt çantam, elimde çadırım, ıvır zıvırlarım yalpalaya yalpaya koşuyor, ilk çatı altına sığınıyorum. Fakat yağmur dinecek gibi değil; bari bu arada tren istasyonunun yerini öğreneyim diye yakınıma park etmiş iki taksiye doğru yaklaşıyorum. Ama hoplamalarım zıplamalarım ne yazık ki taksicilere derdimi anlatmaya yetmiyor; Rusça sözlüğümü evde unutmuş olduğuma inanamıyorum! 10-15 dakika daha bekliyorum aynı çatı altında ama yağmurun duracağı yok, çaresiz atıyorum sonunda kendimi yağmurun altına, taksicilerin işaret ettiği geniş alana doğru bir şey bilmeksizin yürüyorum ki arkamdan bir başka taksici geliyor. Bir şekilde "tren", "gitmek" gibi kelimeleri ifade etmeyi başarıyorum, üstelik tren biletimi göstermeyi de akıl edince sorun çözülüyor, hatta centilmen Rus şoför elimdekileri de alıyor, koşarak iki dakikada tren istasyonuna varıyoruz.

İstasyonun bekleme salonuna girince şoför bey beni göstererek bağırmaya başlıyor; dediklerinden yalnızca "Türk", "Kazan" ve "Rusça bilmiyor"u seçebiliyorum. Ama tahmin ediyorum ki benimle aynı trene binecek birilerini bulup beni onlara teslim etmek istiyor. İstisnasız salondaki herkes bana bakıyor ama kimseden ses çıkmıyor. Şoför bey, ancak dediklerini iki kez daha tekrar ettikten sonra, yaşlı bir kadın cılız bir sesle cevap veriyor, ben de eşyalarımla beraber yanı başına oturtuluyorum, sonra da kadını gösterip beş kez "Kazan" diyerek yanımdan ayrılıyor.

Beklerken bir ara koltuğumdan kalkıp kapıya çıkıyorum. Bir adam "Selam" diyor, "Sen Türk müsün?" İlk aklımdan geçen: "Yine millete maskara olduk" :) Sonra fark ediyorum ki, aa, mavi gözlü şirin adam Türkçe konuşuyor! Özbeğim ben diyor. Dediklerinin yarısından biraz fazlasını ancak anlayabiliyorum, ama gün içindeki bütün başarısız İngilizce-Rusça diyaloglarımdan sonra sanki çok net anlıyor ve anlaşılıyormuşçasına bir rahatlıkla konuşuyorum. Ben Kazan'a gitmiyorum, diyor, ama sen hiç merak etme ben seni bindiririm trene. Yok ama daha zaman var benim trenime, çok teşekkür ederim, deyip tekrar Kazan yolcusu yaşlı kadının yanındaki yerime geçiyorum. Yaklaşık bir saat sonra bir anons yapılıyor, yaşlı kadın "Kazan" deyip fırlıyor ayağa. Gitme vakti geldi demek. Kapıya varınca bir bakıyorum ki Özbek dostum hala orada, heyecanlı heyecanlı, işte bu senin trenin, diyor, sırt çantam dahil bütün eşyalarımı alıyor elimden, önce vagonu sonra yatacağım ranzayı buluyor, bu sırada da trende karşılaştığı herkese benim Türk olduğumu, Rusça bilmediğimi ama kendisi Özbek olduğundan benimle Türkçe konuşabildiği gibi bir şeyler anlattığını zannediyorum. En son eşyalarımı yatağın altındaki dolaba da yerleştirdikten sonra, haydi ben gidiyorum, diyor ben daha doğru düzgün güle güle bile diyemeden o çoktan vagondan atlıyor bile...

Trende dört kişilik bir kompartımanda yeni evli bir çiftle beraber kalıyorum, bir gece kulübünde biri DJ, biri sanat yönetmeni olarak çalışıyormuş, üstelik biraz İngilizce de konuşuyorlar! İki gün iki gece süren yolculuğun hemen hemen hepsini beraber geçiriyoruz... Uzun tren yolculukları sosyalleşmek için birebir ve elbette okumak... Nitekim trende geçirdiğim iki gün iki gece, bitmek bilmeyen saatler gibi gelmiyor hiç, keyifli yirmi çay ve iki kitap kadar sürüyor. Kazan'a varıyorum.
...

Trende internet var elektrik yok, ama öğrendim: "Burası Rusya!"

 

Kazan
Maykop

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin