4 minutes reading time (847 words)

Lavantaların Peşinde

lavantalarin-pesinde-fransa-peri-arslaner-gez-gonlunce.jpg 

2011'in 9. ayında bir dergide karşımıza çıkan bir lavanta tarlası fotoğrafına bakıp bir hayal kurmaya başladık ve tam 9 ay boyunca planladığımız Provence gezisini 2012'nin 6. ayında gerçekleştirdik. 7 gün yetmedi, doyamadık, aklımızı, kalbimizi bırakarak ayrıldık. Fransa'nın bu bölgesinin, doğal, tarihi, kültürel güzelliklerinin yanında insanı da bizi çok etkiledi. Paris'in kendini beğenmiş, burnu havada, ukala Fransızlarına hiç benzemeyen sıcacık Akdenizliler tanıdık. Başlıyoruz...

1. Gün: Gezide ilk durak Marsilya'ydı. Burada zamanımız çok kısıtlı olduğundan hava kararmadan hızlı bir şehir turu yaptık.

marsilya-ya-notre-dame-de-la-garde-kilisesinden-bakis-fransa.jpg 

Marsilya'da mutlaka yapılması gereken şeylerden birinin bouillabaisse yemek ya da içmek olduğu söylenir, biz de içtik tabii. Bouillabaisse, içinde 4-5 çeşit balıketi, midye, istiridye, karides, ıstakoz, bazı sebzeler ve baharat bulunan çorbamsı bir yemek. Denenmeli ama bende bağımlılık yaratacak bir izlenim bırakmadı.

2. ve 3. Gün: Ertesi gün erkenden kiraladığımız arabaya atlayıp Aix-en Provence'a gittik. Otelimize girdiğimiz anda gezinin amacına ulaşmakta olduğunu gördük. Evet, artık Provence'taydık.

hotel-kyriad-mas-des-oliviers-fransa.jpg 

Aix-en Provence, küçük ama gezmeye görmeye doyulamayan dört bir yanı tarih, kültür, zenginlik ve huzur kokan bir şehir. Fransa'nın en yüksek ev fiyatlarının bu şehirde olduğu söyleniyor. Yeraltı suları çok fazla olduğu için her yerinden su fışkıran şehirde yüzlerce havuz ve çeşme var. Birkaç fotoğraf: 

a1sx2_Thumbnail1_aix-en-provence-tarihi-kilise-fransa.jpg a1sx2_Thumbnail1_aix-en-provence-ta-pazarda-nugat-tezgahi-fransa.jpg
a1sx2_Thumbnail1_la-rotonde-aix-en-provence-fransa.jpg a1sx2_Thumbnail1_cours-mirabeau-uzerindeki-dogal-tas-cesme-aix-en-provence-fransa.jpg

Eglise du Saint Esprit, Place des Augustins, Halle aux Grains, Tour de l'horloge, Pavillon Vendôme, Cathedrale Saint Sauveur mutlaka görülecek yerler.

Aix-en Provence'ta beni en çok etkileyen yerlerden biri de Cezanne'ın atölyesi oldu. Müze haline getirilmiş, içi üzerinden çıkardığı boya bulaşmış önlüğüne kadar olduğu gibi korunmuş, ama içeride fotoğraf çekmek yasak. Dışardan görünüşünü çekebildim ancak. 

cezanne-in-atolyesi-aix-en-provence-fransa.jpg 

4. Gün: Yeniden yola çıkarak önce Salon-de-Provence'ı gezdik, sonra Arles'a geldik. Arles, bir başka büyük ressam, benim en sevdiklerimden Van Gogh'un uzun yıllar yaşadığı şehir.

espace-van-gogh-arles-fransa.jpg 

Burası Van Gogh'un kulağını kestikten sonra yatırıldığı Arles'daki hastanenin avlusu. 123 yıl önce o buranın resmini yapmış. Ben bu fotoğrafı 2012'de çektim, o günden bugüne sadece ağaçlar büyümüş.

arles-anit-mezar-fransa.jpg 

Yol üzerinde gezdiğimiz pek çok küçük şehir ve kasabayı saymazsak Arles'dan sonraki durağımız Avignon oldu. Avignon'a gece yarısına doğru girdik. Şehir ortaçağdan kalma surlarla çevrili ve bu surlardaki kapılardan geçerek şehre giriliyor. Yol yorgunluğuyla hemen kendimizi otele attık. Ertesi gün lavantaların peşine düşeceğiz.

5. Gün: Avignon da çok tarihi eser barındıran bir şehir. En görülesi olanlar Palais des Papes (Papalık Sarayı) ve yarısı yıkık UNESCO Dünya Mirası olan ünlü Avignon köprüsü. Bugünü çok yoğun programlamış olduğumuz için hızlı bir şehir turundan sonra yola çıktık.

Bugün ilk durak L'Isle-sur-la-Sorgue. Sorgue ırmağının oluşturduğu adacıklar üzerine kurulmuş minik bir kasaba, bir mini Venedik. Ne yazık ki öğlene doğru ulaştığımız bu şirin kasabanın tadını aşırı sıcak hava yüzünden çıkaramadık.

l-isle-sur-la-sorgue-1-fransa.jpg 

a1sx2_Thumbnail1_l-isle-sur-la-sorgue-2-fransa.jpg a1sx2_Thumbnail1_l-isle-sur-la-sorgue-3-fransa.jpg

L'Isle-sur-la-Sorgue'dan sonra rotamız üzerine bir dizi ortaçağ şehri var. Bunların hemen hepsi savunma amacıyla yüksek tepelerin üzerine kurulmuş şehirler. Önce Menerbes'ye ardından Lacoste'a gidiyoruz. Lacoste'un en yüksek noktasında Marquis de Sade'ın şatosu var. Sadizmin isim babası Marquis de Sade ve şatoyla ilgili pek çok olay ve öykü var. 1766-1789 arasında yaşadığı bu şatoyu görebilmek için dimdik bir yokuşu tırmanmak zorunda kaldık. Ama şatonun sadece dıştan görülebildiğini yokuş bittiğinde öğrendik. Şato modacı Pierre Cardin tarafından satın alınmış, restorasyonu sürmekteymiş. Aşağıdaki fotoğrafta şatoya çıkan yolun başı görülüyor.

 lacoste-marquis-de-sade-nin-satosu-fransa.jpg

Sonraki durak Roussillon. Roussillon toprağında çok yüksek oranda aşıboyası olması nedeniyle kıpkırmızı bir yer. Burada tamamı insan eliyle yapılmış, içinde uzun bir yürüyüş parkuru olan bir kanyon var.

insan-eliyle-yapilmis-asiboyali-kirmizi-roussilon-kanyonu-fransa.jpg 

5. günün öğleden sonrasında bu geziye çıkmamız için bize ilham kaynağı olan lavantalarla buluşmamız gerçekleşecek. Ünlü Abbaye De Sénanque (Senanque Manastırı) keşişlerinin yetiştirdiği dünyanın en ünlü lavantalarına kavuşuyoruz. Haziranın 27 sinde oradayız. Sanki Fransa'da değil, ekvator üzerinde bir yerlerdeymişiz gibi bir cehennem sıcağı. Temmuz ayının ortalarına doğru lavantalar bizim gördüğümüz gibi eflatun renginde değil mosmor oluyorlar ama o sırada ısı kaç derece oluyor bilemiyorum.

senanque-manastiri-1-fransa.jpg

senanque-manastiri-2-fransa.jpg

Senanque Manastırı, bugün gördüğümüz diğer ortaçağ şehirleri gibi kayalık bir tepenin üzerine kurulmuş olan Gordes'un batı yamacının eteklerinde. Akşama doğru acıktığımızı hissederek akşam yemeğimizi Gordes'da yemeğe karar veriyoruz, Dar ve virajlı yolda ilerlerken aniden karşımızda beliren Gordes'u da fotoğraflıyoruz.

gordes-fransa.jpg 

6. Gün: Bugün Fransa'da son günümüz. Her sabah olduğu gibi bu sabah da erkenden arabada ve yollardayız. Bugünkü yol her anı keşiflerle dolu bir yol. Önce Carpentras' a gidip 1367 de yapılmış olup Fransa'da hala ibadete açık olan en eski sinagogu görüyoruz. Sonra St. Didier'e doğru yola devam ederken uzakta bir bahçe içinde ilginç bir yapı görerek bahçeye girmeye karar veriyoruz. Bizi bir sürpriz bekliyor. Burası St. Didier mezarlığı. Gördüğümüz, bildiğimiz mezarlıklardan çok farklı. Tüm mezarlar porselen çiçeklerle süslenmiş.

st-didier-mezarligi-fransa.jpg 

Birinci Dünya Savaşı'nda St. Didier Askeri Hastanesinde hayatını kaybeden askerler de burada.

st-didier-anit-mezar-fransa.jpg 

Buradan Venasque'a doğru yola devam ederken yanlış bir yola girmemizle ikinci keşfimizi yapıyoruz, aniden karşımıza bir şato çıkıyor. Şato restore edilip bir butik otele dönüştürülmüş, minicik bir yüzme havuzu da yapmışlar.

 eski-sato-simdi-butik-otel-fransa.jpg

Türkiye'den kalkıp Provence bölgesine kadar gidip üzüm bağları, şarap mahzenleri görülmeden, tadım yapılmadan dönülür mü? Biz de gittik, gördük, tattık, aldık ve arabaya yükledik. Böylece Tix bağlarının ilk Türk müşterileri olduk.

tix-baglari-sarap-fransa.jpg 

Şaraplarımız bagajımızda yola devam ederek Monieux, Sault, Gigondas ve sonrasında Orange'da yenilen akşam yemeğinden sonra otele döndük, sabah yine erken kalkmalı, yine yolculuk var.

7. Gün: Bugün Fransa'ya veda günü, Fransa'daki son kahvemizi Montpellier yakınlarında bir yol üstü kafesinde içiyoruz, az ilerde İspanya, annem ve kızım Barselona'da beni bekliyorlar.

montpellier-yakinlarindaki-bir-yol-ustu-kafesi-fransa.jpg 

 

Sanata Doyulan Başkent - Viyana'dan İzlenimler
Viyana'ya Gidince Neler Yapsak?
 

Yorum (2)

  1. Zafer Yılmaz

Özellikle L'Isle sur la Surgue'a bayıldım

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
  1. Özge

Harika yerlerDaha cok yerler goruceksin ve bana anlaticaksin

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin