5 minutes reading time (956 words)

Kebap Cenneti Dediler…

Kebap Cenneti Dediler…

Plakası gibi 1 numara lezzetlerle tanıştık bu seyahatimizde. Tek aklımın kaldığı ise gidiş rotamızda pas geçip dönüş rotamızda da denk gelemediğimiz Misis ayranı oldu. Benim yerime gidin de bir ayran için, nasılmış lezzeti yazıverin. :) Bir de çok methedilen Kaburgacı Yaşar Usta'ya uğrayın lütfen. Bizden birkaç gün önce şehirde olan arkadaşımız başka bir yerin kaburgasını anlata anlata bitiremedi. O kadar çok porsiyonu nasıl bitirdiğine kendi de inanamamış. Belki yeniden gitmek için bahanemiz olur bu. Tarsus ve Mersin de alternatif rotalarımız arasına girdi şimdiden. Keşfedilecek birçok yer var yurdun yanında yöresinde.

Buralara kadar gelmişken yolunuzu gözleyenlere de birkaç bir şey almak isterseniz;

  • Her ne kadar Mersin ili öne çıksa da burada da cezerye satışı yapan dükkanlar var. Ulucami hizasındaki imalatçı "Evgin", bizim ağız tadımıza hitap etti. Cezerye, lokum, cevizli sucuk, reçel... Ne hoşunuza gidiyorsa beğeniye sunulmuş. Çarşı içerisinde ünlü "Yeni Uğur" da tavsiyeler arasındaydı ancak gittiğimizde çoktan kapanmıştı.
  • Gönül Kardeşler'den alınacak farklı çeşitte bir tatlı da olabilir. Taş kadayıf, soğuyunca ya da yapımı üzerinden saatler geçince aynı tatta olmaz diye düşünüyorum.
  • Bunun haricinde bavulunuzda sorun olmaz derseniz ufak boylarından da olsa şalgam alın. Gerçekten de çok lezzetliler. Tabi ben acısız olanlarından içtim; acılı olanları gerçekten de fazla acılı olabilir. :) Acının ayrı bir damak tadı olduğu yöredeyiz ne de olsa.

b2ap3_thumbnail_21-adana-lezzetleri-salgam.jpg

Yüreğir-Adana hattı üzerinde merkeze çok da uzak olmayan Elem'de bir kazbaşı -kazbaşı ne ola ki derseniz kuşbaşının büyükçesi :)- ya da ciğer yerseniz, yanına da sucuklu, kaşarlı humus söylerseniz neden aklımızın kaldığını sizler de yaşayarak öğrenmiş olursunuz. :) Etler daha gelmeden, havasından mı suyundan mı, her yediğimiz o kadar lezzetli geliyordu ki. Hem servisleri hızlı hem de sanki evlerine gelmişsiniz gibi buyur edip güleryüz gösteriyorlar. Bahşiş dahil yine dört kişi için 100 lira ödeme yaptık ki böyle bir masayı İstanbul'da bu derece makul fiyatlara donatmak ne mümkün.

b2ap3_thumbnail_22-adana-lezzetleri.jpg

b2ap3_thumbnail_23-adana-lezzetleri.jpg

Adana merkezdeki "Kebapçı Şeyhmus" da bir diğer keşfimiz. Sokağın daha başındayken duyulabilen o kokular bizi cezbediyor ve birkaç kare fotoğrafın ardından sabırsızlıkla masamıza kuruluyoruz. Aynı şekilde güleryüzle karşılama burada da karşımıza çıktı. Birçok ünlünün müdavimi olduğu bu mekanın kuşbaşısından çiğköftesine, ezme domatesinden ayranına -Urfa'daki gibi kepçe tipi kaşık ve kase ile sunulan- kadar keyifle tattık. Burası da özellikle İstanbul ile kıyaslanınca oldukça hesaplı geldi. Zaten masaya konulan pişmiş soğanlar, salatalar ve mezeler bile bizi doyurmaya yetti.

b2ap3_thumbnail_24-adana-lezzetleri.jpg

HiltonSa'nın karşısındaki çiçekçinin olduğu ara sokakta yer alan Kaburgacı Yaşar Usta'nın yeri tavsiyeler arasında. Ancak ne yazık ki günlerden Pazar olduğunu unutuyor ve üzülerek geri dönüyoruz. Biz turistlerin çilesidir bu, Pazar günü kapalı mekanların olması. :(

O kadar çok tavsiye adresler vardı ki hangi birine gideceğimizi şaşırdık. Bu kadarı bile başarılı bir ipucu oldu bizler için. Ama esas tavsiye edilen konu hijyen açısından emin olmak için köşe bucak yerler değil daha bilinirliği yüksek yerlerden yana tercihlerimizin olması.

b2ap3_thumbnail_25-adana-lezzetleri-tatlilar.jpg

b2ap3_thumbnail_26-adana-lezzetleri-tatlilar.jpg

Sokaklar arasında dolanırken Mehmet Yaşin gibi birçok gezgin lezzet avcısının da kitabına girmiş olan Gönül Kardeşler'in dükkanına denk geliyoruz. Gel-ye-geç şeklinde hareket eden insanlar görüyoruz. Onlardan biri olmak için, iki tarafı açık ve sıra sıra tatlıların dizildiği tezgahları dolanıyoruz. Şansımıza sıcak taş kadayıf çıkıyor. Ardından karakuş, fıstıklı halka tatlısı derken epey kaptırıyoruz kendimizi. Fiyatlar da cabası. O kadar yemeye rağmen, tane işi olduğundan belki de, kişi başı 1-2 lira ödeyerek oradan ayrılabiliyorsunuz. Bu da ulaşılabilirliği kolaylaştırmış ama bu durum lezzete yansımamış. Doygun lezzet ve makul fiyatlar için ağzınızı burada tatlandırın derim.

Yumurtalık'a gittiğinizde taş kadayıf için Saray Pastanesi'ne uğrayabilirsiniz. Akşamın hafif esintisinde kısa bir sahil turu yapmadan önce enerjinizi artıracaktır. 'Taş kadayıf' ismini duyunca tel kadayıfla yapılan bir tatlı olduğunu düşünmeyin. Benim basitçe tarifim, "içi cevizli ve şerbetli pohaça" olur. Hatta yanına ev yapımı kıvamındaki sade dondurma -buzlu ve tozdan değil denilecek süt tadında bir dondurma- da tavsiye olunur. Burada da fiyatlar oldukça hesaplı. Dört kişi tatlı ve dondurma için toplamda 8 lira ödeme yaptık. Yüzümüzdeki şaşkın ifadeyi görmeniz gerekirdi. Tabi ki Yumurtalık'a kadar rota uzun olmayacaksa çarşıdaki 1975 yılından beri hizmet veren Gönül Kardeşler'in yeri tek adres!

Adana'ya has bir başka lezzet ise 'bici bici' olarak adlandırılan tatlıları. Ne yazık ki çokça görmemize rağmen tadacak yerimiz kalmamıştı. Renkli ve serinletici olduğunu düşündüğüm tatlının özü; rende buz (karsambaç), nişasta, pudra şekeri, üzerine konulan çeşitli meyvalar ve renk veren şerbet (?) ya da gıda boyasından oluşuyor. Köprü yolundaki seyyar satıcıda -ki sıklıkla sokaklarda karşılaşabilirsiniz- 5 liraya bir kase yemeniz mümkün. Son yıllarda kafelerde de menülere alınmış.

b2ap3_thumbnail_27-adana-lezzetleri-bici-bici.jpg

Biz sadece dallarında kurumuş ya da yerlere düşmüş mahsül fazlalarını gördük ama mevsiminde denk gelirseniz portakal ve mandalinaların da gerçek lezzetlerinde olacağını düşünüyorum.

Karpuz tarlalarından geçerken gözünüz takılırsa, ben önceden söyleyeyim perakende satış yapmıyorlar. Bizim gibi şanslıysanız civar bakkallarda denk gelebilirsiniz belki. İstanbul'un şimdiki zamanlarında gördüğümüz dışı güzel içi tatsız olanlardan değil hiç.

Gerçekten de Adanalıların midelerinin çok sağlam olduğuna kanaat getirdim. Kebapları, mezeleri, şalgamı ve tatlıları... Her birşey çok lezzetli ve çok kalori. :) Hiç sonrasını düşünmeden lezzete kaptırıp gidiyor insan elinde olmadan. Ama o sarımsaklı salatalar, ağızda dağılan kebaplar ve ciğeri nasıl olur da tadılmaz ki. Bi' kere o kokuları duysanız yok yemeyeceğim diyen insanın -misal ben :)- bile karnı acıkıyor resmen.

Çok fazla çarşı içlerinde dolaşmadık ama hediyelik eşya, biblo vs. ile karşılaşabileceğinizi sanmıyorum. Ne varsa hafızanızdaki kokular ve ağzınızdaki tattan ibaret olacak. :)

Bu rotada köşe bucak dolaşarak "Adanalıyıık" dedik mi dedik vallahi :). Şöyle bir düşünecek olursam yörenin yerlisi gibi yaşamanın mümkün olduğunu düşünemiyorum. Sadece bir haftasonu itibariyle 2 kilo cepte şeklinde dolaşıyorsam :) bir ömür etin içinde kilo almadan yaşam sürmek hiç mümkün görünmüyor bana.

Sizler de hem çok hesaplı hem de gerçekten "et budur!" dedirten tatlarla tanışmak isterseniz çok sıcak olmayan bir vakitte Adana'ya ziyareti öneririm. Hatta aklınız birkaç şeyde kalacağı için uzun tutulacak bir seyahat de yerinde olabilir. Ya da tüm bir hafta bu seyahati bekleyerek az öğünler yerseniz böylelikle midenizde çokça yer olur :). Biraz kültür, yanısıra da tıka basa doyacağınız yoğun bir gurme turuna ne dersiniz?

b2ap3_thumbnail_28-adana.jpg

Yeni keşiflerde görüşmek üzere,
Haziran, 2014

 

İstanbul’da Nerelerde Balık Tutulur?
Uzak Yakın Demeden Köşe Bucak Adana

İlgili Yazılar

 

Yorum (2)

  1. Zafer Yılmaz

Acı olayı olmayaymış Adana mutfağını sevebilirmişim

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
  1. Masum Robot

Ayrıntılarla dolu, emeği bol güzel bir yazı olmuş. Sık kullanılanlara ekledim. Eline sağlık

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin