3 minutes reading time (608 words)

Jaipur

Jaipur

Jaipur, Hindistan'ın Rajasthan eyaletinin başkenti, tam 290 sene önce kurulmuş bir şehir. Şehrin lakabı "Pembe Şehir", sebebi şehir merkezi olan ve etrafı duvarlarla çevrili bölgenin tamamının pembe boyalı binalardan oluşması. Bu duvarların ardında da gittikçe genişleyen bir halka halinde şehir büyüyüp gidiyor.

Tren garından dışarı adımımı attıktan sonra geçen ilk birkaç saatimde şehre çok ısınamadım. Delhi'deki gibi yorucu bir kalabalık ve yoğun bir araç trafiği vardı. Ek olarak Jaipur'un turistik bir şehir olması sebebiyle buradaki insanların turistlerden beklentileri daha fazlaydı, bu da benim açımdan yorucu bir tecrübe oldu.

Ama kalacak yer ararken rikşayla pembe şehrin pembe surlarını görünce bütün negatif düşüncelerim değişti. Şehir merkezinden biraz uzakta bir otele yerleştikten sonra şehrin en ihtişamlı yapısı olan Amber Kalesi'ne gittik ve içini saatlerce dolaştık. Her bir köşesi buram buram Hint tarihi kokuyordu. Yüksekçe bir dağın yamacındaki bu kalenin çok güzel bir manzarası var.

b2ap3_thumbnail_amber-kalesi-amer-fort-1.jpg

b2ap3_thumbnail_amber-kalesi-amer-fort-2.jpg

b2ap3_thumbnail_amber-kalesi-amer-fort-3.jpg

b2ap3_thumbnail_amber-kalesi-amer-fort-4.jpg

b2ap3_thumbnail_amber-kalesi-amer-fort-5-manzara.jpg

Oldukça büyük olan bahçesinde de kocaman fillerin üzerinde turistler gezdiriliyor.

b2ap3_thumbnail_amber-kalesi-amer-fort-5-bahce.jpg

Bu noktada çok canımı sıkan bir konuyu sizinle de paylaşmak istiyorum. 21. yüzyılın içinde bulunduğumuz şu günlerde kime sorsanız herkes hayvansever, özellikle de gelişmişlik seviyesi havalarda olan Avrupa ve Amerika vatandaşları. Gelin görün ki cehaletin bazı alanlarda hala at koşturduğu Hindistan'da fillere ve diğer birçok hayvana turistlerden para almak için türlü işkenceler uygulanıyor. Amber kalesinde karşılaştığım manzara içimi burkmakla kalmadı, midemi de bulandırdı. Bu filleri yürüten Hintliler hayvanın kafasıyla boynu arasında bir yere oturuyor ve elindeki sert veya sivri bir cisimle sürekli olarak kafaya darbeler savurarak kontrolü sağlıyor. Sırttaki minderlerde oturan "gelişmiş" turistler de etraflarının, kendilerinin ve acı çektiği gözlerinden okunan fillerin fotoğraf ve videolarını çekerek eğleniyor. Fillerin çok akıllı olduğunu okumuştum bir yerlerde, yüzlerindeki acı ifadeden bunun doğru olduğunu ve çektikleri acının boyutunu anlamak mümkün.

b2ap3_thumbnail_jaipur-filler-in-durumu-1.jpg

b2ap3_thumbnail_jaipur-filler-in-durumu-2.jpg

Neyse, Amber Kalesi'nden sonra içinde koca bir tarih barındıran Albert Hall Müzesi'ni dolaştık. Burası Şehir merkezine çok yakın ve oldukça büyük bir bina, içinde çok eski heykeller, halılar, savaş aletleri ve türlü el işçilikleri var.

b2ap3_thumbnail_albert-hall-muzesi-jaipur.jpg

Ve akşamüstü nihayet pembe surlardan giriş yaptık. Ana kapılardan birinden geçtiğiniz anda kendinizi başka bir dünyada buluyorsunuz. Her yer pembe ve binalar değişik bir mimari tarza sahip. Nereye baksam şallar, şalvarlar, geleneksel kıyafetler ve kaliteli kumaşlar satan dükkanlar var.

b2ap3_thumbnail_hawa-mahal-pembe-sehir-pink-city-jaipur.jpg

b2ap3_thumbnail_pembe-sehir-pink-city-jaipur.jpg

Alışverişi en sona bırakarak Jantar Mantar denen oldukça eski gözlem evine gittik önce. Burası eski zamanlarda insanların ayları, günleri, saati hatta burçları takip ettikleri büyük bir kompleks. Aletlerin çoğu hiçbir zarara uğramadan günümüze ulaşmış. Sadece saati ölçmek için bile devasa sistemler kurulmuş. Gezmesi çok eğlenceli olan ve dönemin araştırmacılarına hayranlık duyduğunuz bir yer.

b2ap3_thumbnail_jantar-mantar-1-jaipur.jpg

b2ap3_thumbnail_jantar-mantar-2-jaipur.jpg

Gözlem evinden çıkınca vurduk kendimizi pembe kaplı sokaklara. Havalar aşırı sıcak olduğundan çok az sayıda turist vardı ve bu da üzerimizdeki ilgi ve baskıyı oldukça arttırdı. Kumaş satan dükkanları dolaşarak ipek ve kaşmir fiyatlarını karşılaştırdık, arkadaşım birkaç tane hediye olarak almak istiyordu. Pazarlık yapmazsanız fahiş fiyatlarla karşılaşabilirsiniz ama nasıl pazarlık yapacağınızı öğrenince çok uygun fiyatlara çok kaliteli kumaşlar almak mümkün. Hatta sokakta boynuna asılı el yapımı çift taraflı darbukalarla dolaşan bir adam yaklaşık 1 saat yanımızda gezdikten sonra bana bir tane satmayı başardı.

Neyse küçük alışverişlerimizi de yaptık ve bir noktada kendimize dur dedik. Hava kararmaya yüz tutmuştu, biz de yavaş yavaş kaldığımız otele doğru yol almaya başladık. 6 kilometrelik yolu yürüyerek katetmeye karar verdik. Geçtiğimiz yolların birçoğundan daha önce hiçbir yabancının geçmediğinden emindim ve bu içimde değişik bir mutluluk duygusu uyandırdı. Bir ara oto sanayi tarzı bir yola girdik, çıktık; hava iyice kararmıştı ve doğru yolda olduğumuzdan emin değildik. Tam durum korkutucu bir hal almıştı ki motorunu kenara çekmiş kaskını düzelten bir kız gördük ve ona otelimizin nerede olduğunu bilip bilmediğini sorduk. O ise tarif etmek bir yana bizi motoruyla kapıya kadar bıraktı sağolsun. Bu Hindistan'daki ikinci 3 kişilik motor yolculuğum oldu.

Sabah erkenden kalkıp trenimize bindik Delhi'deki evimize doğru yola çıktık.

 

Amritsar
İstanbul’da Bir Masal Topluluğu: Şifahen Masallar

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin