4 minutes reading time (848 words)

İstanbul’da Bir Masal Topluluğu: Şifahen Masallar

İstanbul’da Bir Masal Topluluğu: Şifahen Masallar

Masallarla oldukça geç tanıştım. Bu merak beni sardığında üniversitedeydim. O zamanlar bulduğum tüm masal kitaplarını toplayıp okuyordum. Bir keresinde yurt odasındaki arkadaşlarım "Ne o Zafer? Kocakarı masalı mı okuyorsun?" diyerek kendilerince benimle dalga bile geçmişlerdi. Bunun üzerine onlara okuduğum bir masalı anlattım. Beğendiler ama yetmemiş olacak ki ertesi gün başka bir masal daha dinlemeyi istediler. Sonra başka bir masal daha... Bu böylece devam etti. İntikamımı almıştım.

Masal işte böylesine güçlü bir şey. İnsanı sarıp sarmalıyor. O dünyanın içine girdiniz mi çıkmak istemiyorsunuz.

Masalların yapısı oldukça basit görünür ve dili de sadedir. Muhtemelen bu yüzden olacak kimileri onların sadece çocuklar için olduğunu zanneder. Halbuki sanatta ve edebiyatta anlamı en sade bir şekilde verebilmek ancak büyük ustaların gezinebildiği bir alandır. Mesela Yunus'un şiirlerini düşünün. Son derece sade ve anlaşılırdır ama yazmaya kalksanız öyle bir şiir yazamazsınız. Masalın nasıl güçlü bir edebi tür olduğunu bilmek isterseniz bir masal yazmayı deneyin derim.

Masallarda Ne Buluyorum?

Masallarda herkes kendine göre birşeyler bulabilir. Beni en çok çeken şey istisnasız tüm masallarda göreceğiniz adalet duygusudur. Kötülük yapan, hak yiyen kim olursa olsun belasını bulur.

Masallarda hiçbirşey imkansız değildir. Fakir de olsalar, görece güçsüz de olsalar kahramanların mucizelerin gerçekleşeceğine olan inançlarını seviyorum. İmkansız diye birşeyin olmadığına inanmalarını seviyorum. Girişimlerine inançla bakmalarını seviyorum.

Masallarda kurumsal dinlerin olmamasını seviyorum. (İnsanın yaradılışında varolan adalet duygusu, vicdan, iyi ve kötüyü ayırt eden muhakeme yeteneğinin olduğu bir yerde zaten hangi dine ne gerek var?)

Peki, masallarda Tanrı var mıdır? Hint masallarına bakarsak bariz bir şekilde Hint Tanrılarını önemli bir oyuncu olarak masalın içinde görürüz. Okuduğum Türk ve Batı masallarını dikkate alarak, kurumsal dinlerin değil de, daha çok deistlerin tanımlamasına uyan, masalın dünyasına müdahale etmeyen bir Tanrıdan bahsetmek mümkündür.

İstanbul'da Masal Dinlemek ve Masal Anlatmak

İstanbul'da masal anlatıları dinleyebileceğim, masal ve hikaye meraklıları ile tanışabileceğim bir topluluk arıyordum. Zumbara.com'dan, saolsun, Burcu'nun yönlendirmesiyle Şifahen Masallar grubundan haberim oldu. Bir süre grubu internetten takip ettikten sonra nihayet 13. Masal Gecesi'ne katılabildim. Masal ve edebiyat severlerden oluşan bir topluluğu orada bulmak beni çok sevindirdi doğrusu. Öyle bir ortamda masal, hikaye ve şiirler dinlemek güzeldi. Balat'ın yeni ve sevimli mekanı Naftalin K.'da gerçekleşen bu etkinliğin fotoğraflarını yazının en sonunda paylaşıyorum.

Son olarak, Şifahen Masallar hakkında fikir vermek için topluluğun kurucusu Beyza Akyüz'ün grupta paylaştığı şu diyalogları buraya aktarmak istiyorum:

Anonim: Ne şimdi bu Şifahen Masallar?
Beyza: Masal gecesi etkinliği
A: Hmm çocuklar için mi?
B: Hayır, yetişkinler için.
A: Nasıl yani masal mı okuyorsunuz? (hafif müstehzi)
B: Okumuyoruz, anlatıyoruz.
A: Nerden bulup da anlatıyorsunuz? Herkes masal biliyor mu ki?
B: Bilen var bilmeyen var. İsteyen anlatıyor isteyen dinliyor. Ayrıca sadece masal anlatılmıyor, anılar, hikayeler, şiirler, şarkılar, anektodlar da oluyor.
A: Hmm peki ne oluyor masal anlatınca? Çocukluğunuza filan mı dönüyorsunuz? (tam müstehzi)
B: Bir şey olmuyor ya da herşey oluyor. Size bağlı. Kültür olarak "din ve siyaset" içermeyen sohbetleri pek yapamadığımızı ve onları içeren sohbetlerin de bir yere varmadığını hatta çoğunlukla gerilimle sonuçlandığını fark ettim. Sen hiç birbirini araya girmeden dinleyen, karşıdakinin savunduğu tezler için, bunu düşüneceğim diyen ve en az birkaç gün düşünüp sonra cevap veren gördün mü? Ben görmedim! İşte bu nedenle, tanışma, anlaşma olasılığımızı artıracak en iyi anahtarın "masallar/hikayeler" olduğunu düşünüyorum. Bir nevi "sahipsiz bahçe" gibi. Bahçede buluşuyoruz ve herkes kendi hikayesini anlattıktan sonra bahçeyi terk ediyor ve isterse yeniden geliyor. Masallar üzerinden de tartışıyoruz aslında ama gözlemlediğim kadarıyla daha serin kanlı olabiliyoruz çünkü dolaylı ve sembolik bir dil kullanıyoruz.
A: Hmm faydası ne?
B: Genelleme yapmak istemem, her birey için başka bir etkisi olabilir. Ama ben yeni insanlar tanımayı, benim bile hesap etmediğim bir çeşitlilikle karşılaşmayı seviyorum. Bir de tabii ki anlatmayı sevdiğim kadar her seferinde yeni hikayeler dinlemek de bir yere varamayan konuşmalardan daha şifalı oluyor benim için. Ayrıca sadece dinlemiyorum, her masal gecesinde acayip hikayeler de yaşanıyor. Benim için tam bir derya deniz anlayacağın. Bak şimdi aklıma geldi, mesela 39. gecede masal gecelerinde yaşadığım, karşılaştığım "gerçek hikayeler" den bazılarını anlatabilirim. Bir de, insanlar birbirinin hikayesini dinlediğinde, sistemin robotları olmaktan çıkıyoruz, bu da insanmış diyoruz, garip birşey, duyguları, niteliği özgür bırakan bir zaman dilimi. Masal anlatmak, türkü söylemek gibi. Dert ile başlıyorsun söylemeye ama içinde ab-ı revan buluyorsun. Tabii fazla sürmüyor bu ferahlık, işte o yüzden ne türküler bitiyor ne de masallar, çünkü dünyanın derdi bitmiyor. Velhasıl-ı kelam, keyfimizden değil derdimizden anlatıyoruz.
A: Hmm kimler geliyor bu geceye, yani ne tür insanlar?
B: Tür derken? Açık davet usulüyle çağırıyorum insanları. Hangi partiden, hangi felsefeden, hangi ırktan, hangi memleketten, hangi sınıftan bilmiyorum. Gelince de sormuyorum! İsterse anlatır tabii. Ben insanları her şekilde merak ediyorum, neye inandığı, ne giydiği, ne suç işlediği üzerinden değil ama tam olarak da bütün bu araçlarla nasıl bir bağ kurduğunu merak ediyorum. Bodoslama, ona buna kendi gibi olmayan herkese hakaret edenlerden de "başka zamanlarda" biraz daha büyüdüğümüzde görüşmek üzere uzaklaşıyorum! (medeni ve kibarca (!) hakaret edenler de dahil, hatta kaba insanları daha gerçek buluyorum)
A: Hmm iyi de herkes senin gibi mi?
B: Şükür ki değil. Çeşitlilik olsun istiyorum zaten. Ortama hakim bir saygı oluyor. Saygı duymaktan acı duyanlar da gelmiyor bir daha. Yani anlayacağın, geceye gelenler bakar şöyle bir, severse kalır, yine gelir, sevmezse gelmez. Bu kadar basit. Hepimiz böyle yapmıyor muyuz?
A: Hmm.. belki gelirim bir gün. (gardı düşmüş mü ne biraz)
B: Bekleriz hmm.

Şifahen Masallar'ı Facebook grubundan takip edebilirsiniz:

https://www.facebook.com/groups/sifahenmasallar/

 

Jaipur
Udaipur: “Göller Şehri ve Yarasalar”

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin