3 minutes reading time (550 words)

İsrail 3 (Kudüs)

b2ap3_thumbnail_israil-kudus-mine-ekinci-gez-gonlunce-1.jpg

Sonra... Yine o otogar, bir başka otobüs, kırk beş dakikayı bulmuyor, Kudüs'teyiz. Otobüsten iner inmez kimle karşılaşayım? Elyssa. Geçtiğimiz üç gün içinde tanıştığım, iki elimin parmaklarını geçmeyen İsraillilerden biriyle daha karşılaşmak çok şaşırtıyor beni. Ortamın ruhaniliğinden de etkilenip evrenin bana bir mesaj vermeye çalıştığına mı inanayım yoksa rasyonelliği elden bırakmayıp "Hakikaten ne küçük ülkeymiş." deyip geçeyim mi bilemiyorum.

Yin yine bir hostelde kalacak. Bense Kudüs'te hostelde kalmak yerine "couchsurfing" yapmayı tercih ediyorum. Şehrin merkezinde minik mi minik bir evde tatlı mı tatlı bir çiftin yanında kalıyorum ilk iki gece: Betsheva ve Noam. Fakat ikisi de çok yoğun olduğundan beraber yediğimiz akşam yemekleri ve arkeoloji müzesi gezisi haricinde beraber vakit geçirme şansımız pek olmuyor. Sırt çantam ve ben arşınlıyoruz yine Eski ve Yeni Kudüs'ün sokaklarını. Fakat yalnızlığa tahammülü yok pek Kudüs'ün. Beş dakika geçmiyor ki yanımda biri belirmesin, çoğu zaman bir satıcı, bazen bir turist, bazense bir din adamı. Başta rahatsız etmeyen hatta sevimli bulduğum bu durum, dört gün sonunda itiraf etmeliyim ki canımı sıkmaya başlayacak.

Çok nadirdir gezme amacıyla gittiğim bir yerden kötü bir izlenimle ayrılmam. Ama Kudüs ben de "kötü" diyemesem de "garip" hisler bırakıyor. Kimliğin insan ve şehir demek olduğu, her yerde duvarların yükseldiği, ölüm kokan hikâyelerin ardı ardına kulağıma çalındığı bu kutsal şehri sevmek pek zor gözüküyor bana.

Mescid-i Aksa ve Kubbe-tüs Sahra'nın olduğu avluya girmek istiyorum Arap Mahallesi'nden. Öyle polis, asker tarafından değil, dükkan sahipleri ve caminin içindeki bir kadın tarafından durduruluyorum. Üç kez pasaport kontrolünden geçiriyor beni, iki kez -yarısını hatırladığım- Fatiha Suresi'ni okutuyorlar. Bir de on beş-on altı yaşında bir çocuğu veriyorlar yanıma rehberlik yapar diye. "Rehberim", onlarca insanın uğruna öldüğü o iki camiyi beş dakikadan kısa bir sürede gezdiriyor bana bir-iki cümleden fazla konuşmaksızın. Sonra "Rehbere para" diyor, üstelik verdiğim parayı da beğenmiyor... Çıkıyorum.

b2ap3_thumbnail_israil-kudus-mine-ekinci-gez-gonlunce-2.jpg

Bir başka gün. Yahudi Mahallesi'ndeyim. Yin'i bulmaya çalışıyorum, bilgisayarım onda kalmış. Bir adam durduruyor beni. "Yardım edeyim sana istersen." diyor ve daracık sokaklardan geçirip gerçekten de elimdeki adrese ulaştırıyor beni iki dakika içinde. En son vardığımızda, "Yahudisin değil mi?" diye soruyor. "Hayır." Öyle şaşırıyor ki ben kendimden şüphe ediyorum. "Hayret, oysa, Yahudi gözleri var sende." Gülüyorum, bütün Yahudi arkadaşlarım geçiyor gözlerimin önünden bir bir, anlam veremiyorum, "Yahudi gözleri... Nasıl olur ki Yahudilerin gözleri?" "Ne çok açık olur." diyor gözlerini kocaman açarak. "Ne de çok kapalı." küçücük yapıyor gözlerini. "Tam ortasında. Zaten dindar Yahudiler hemen sezer karşısındaki bir Yahudiyse. Hem çok da güzelsin. Gerçekten değil misin Yahudi?" O sırada Yin çıkıveriyor ortaya. "Arkadaşın mı?" "Evet." "Sen Yahudi misin?" O sırada bedava Yahudi mahallesinde kalma derdinde olan çekik gözlü arkadaşım, "Evet." demez mi? Daha birkaç gün önce "şabat" ve "sinagog" u öğrenen Yin'in medeni cesareti karşısında etkileniyorum. Onlar Çin'deki Yahudilerden bahsederek Ağlama Duvarı'na doğru giderken ben onlardan ayrılıyorum. "Yahudi gözleri"... :)

Son iki gecemi ise otogara yakın bir apartmanda, üç kişinin kaldığı bir öğrenci dairesinde geçiriyorum. Beni evlerine davet eden Dvir'le üniversitenin düzenlediği bir partiye gidiyoruz gece. Tanıştığım İsrailli gençlerin müzik zevklerine, olgunluklarına, açık fikirliliklerine ve gezginliklerine hayran kalıyorum. "Hindistan'da İsrail'den daha çok İsrailli olduğu" lafı abartma olsa da İsrailli gençlerin spiritüellik ve doğallığa olan olağanüstü meraklarının, seyahat etmeyi olmazsa olmaz olarak algılayışlarının ipuçlarını veriyor. Lise eğitimleri bittikten sonra üç sene askere giden gençlerin birçoğu, askerlik sonrası önce yollara vuruyorlar kendilerini, bir-iki sene kendilerini "evrene" teslim edip sonra yine ülkelerine dönüyorlar üniversitelerini okumak üzere. Eh, sonra tabii sohbetlere de doyum olmuyor...

İsrail 4 (Afula, Kfar Kama)
İsrail 2 (Yafo/Tel Aviv)

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin