2 minutes reading time (451 words)

Ekaterinburg

ekaterinburg-mine-ekinci-16.jpg

[2011 yılında gerçekleştirdiğim Rusya-Kazakistan-Moğolistan seyahatimden notlar serisi 14]

İki gün iki gecelik bir tren yolculuğundan sonra gece geç bir saatte Ekaterinburg'a varıyoruz. Bindiğimiz taksinin şoförü Tacikistanlı, aslında Tacikistan'dan Ekaterinburg'a, Ekaterinburg'daki büyük bir kilisenin inşaatında çalışmak üzere kaçak işçi olarak gelmiş. Aylarca bu inşaatta çalışmasına rağmen kilise hazır olup bitince çalışan işçilerin hiçbirine paralarını vermemişler, işçiler de Rusya'ya çalışma izinleri olmadan geldikleri için herhangi bir şekilde haklarını savunamamışlar; daha önce hayal ettikleri gibi paralarını alıp memleketlerine dönmek yerine birçoğu ister istemez Ekaterinburg'da kalıp farklı işlerde çalışmaya başlamışlar.

"Her şey tamam da" diyor dertli taksici "Yaptığımız da ev, işyeri değil ki kilise, nasıl olur da paramızı vermezler."

...

Ekaterinburg da II. Katerina tarafından kurulan şehirlerden. O yüzden Katerina ve hakkındaki bin bir dedikoduya dair muhabbetleri Ekaterinburg'da sık sık duyuyoruz. Daha önce benim de zaman zaman güldüğüm Katerina ve sevgilileri hakkındaki şakalar artık daha çok içimdeki feministi uyandırıyor. Çarlık Rusya'sı tarihinin en önemli isimlerinden biri olan bir çariçenin çoğu saçmalığın daniskası skandallarla karalanmaya çalışılmasının (Katerina'nın sevgilileri arasında atların da evet, evet sarayın ahırındaki atların da olduğunu biliyor muydunuz?) ancak Katerina "kadın" olduğu için mümkün oluşu, kadınların "bedenlerini" ya da bizim deyişimizle "namuslarını" söz konusu ederek onları zayıflatmanın, küçük düşürmenin kolaylığı ve yarattığı adaletsizlik...

...

Sovyetler dönemindeki adı Sverdlovsk olan Ekaterinburg, uzun yıllar boyunca bölge sınırları içinde yapılan -çoğu askeri teknolojiyi geliştirmeye yönelik- üst düzey bilimsel araştırmalar nedeniyle yabancılara kapalıymış. Şu anda ise Ekaterinburg, hızla büyüyen ekonomisi ve nüfusu ile Moskova ve St. Petersburg'dan sonra yabancı yatırımcıları en çok çeken şehirlerden biri. Buna rağmen, öğrendim ki Ekaterinburg'a bağlı birkaç küçük şehir ve kasabaya yabancıların girmesi yine aynı sebeplerden dolayı halen yasakmış.

...

Alex ve Rita'nın yanında kalıyoruz Ekaterinburg'da. Budist çiftin evlerinin dört bir tarafı Budist ikonlarla dolu. Rusya'da bir Budist'le tanışmanın pek ilginç bir tarafı yok, ama Slavik kökenli olup da Ortodoksken Budist olmaya karar vermiş hiç kimseyle tanışmamıştım daha önce. Hatta Alex Budist olmakla kalmamış, Ulan-Ude'deki büyük manastırda geçirmiş iki yılını. Fakat Budizm hakkında bütün okudukları ve öğrendiklerinden sonra manastırda gerçekleştirilen ritüellerin birçoğunun Budizm'in düşünce odaklı, nesnel olmaktan çok spirituel özüne ters düşen, Şamanist gelenekten gelme uygulamalar olduğunu düşünerek terk etmiş manastırı.

Derin tartışmalara giriyoruz onlarla dinler, inançlar, insanlar, bencillik, evrensellik üzerine... Budizm'in -daha doğrusu Alex ve Rita'nın yorumundan geçmiş Tibet Budizm'i diyelim- "içe dönüklüğü", "kişisel gelişime" yaptığı vurguyu yadırgıyorum ben biraz. Anlattıkları en başta kulağa hoş gelmekle beraber insanların arasındaki ve insanla "dışarıdaki" evren arasındaki ilişkiyi küçümsüyor gibi geliyor bana. Alex'le bu konudaki tartışmamızı bir sona vardıramıyoruz, Alex bencilliğin insanın özünde olduğunu, aradığımız her ne varsa onun dışarıda bir yerlerde değil içimizde olduğunu söylüyor. Oysa ben daha en başından "dışarısı" ve "içerisi" ayrımının yapay ve sorunlu olduğunda ısrar ediyorum, yok bir yere varamıyoruz.

...
Dönüşe ne kadar da az kaldı. Moskova'ya doğru yola çıkıyoruz.

St. Petersburg
Malta Gezisi

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin