5 minutes reading time (1056 words)

Dharamsala: Tibet’in Büyüsü

Dharamsala: Tibet’in Büyüsü

Varanasi'ye yaptığım tren yolculuğundan sonra şehirlerarası yolculukta tek tercihim demiryolları oldu. Bu hafta sonu tek başıma Dharamsala'ya gidip kafamı dinlemeye karar verdim. Duydum ki çok güzel ve huzurlu bir yermiş. Gidiş dönüş biletimi yine 3AC sınıfından aldım.

Yanıma biraz yolluk da alarak küçük bir sırt çantasıyla yola çıktım. Hindistan'da tek başıma çıktığım ilk yolculuktu, kendimi çok özgür hissediyordum.

Delhi'den Patthankot'a trenle 8 saat sürdü. Sonrasında uzun bir arayış ve yürüyüş sonrasında Dharamsala'ya giden otobüsü buldum. Otobüs epey eski, yerli halkla kaynaşmak için mükemmel bir ortam. Turistler genellikle ucuz olduğundan taksiyle gidiyormuş.

b2ap3_thumbnail_1-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

4 saatlik bir yolculukla alt Dharamsala bölgesine vardık. Burada geçirdiğim yarım saatte anladım ki asıl gitmem gereken yer üst Dharamsala, bir diğer adıyla McLeodGanj'mış. İngiliz bir generalin adından geliyormuş. Neyse bir otobüse daha bindim ve yarım saatte McLeodGanj'a vardık, ama bölgenin girişinde ilerlemeyen bir trafik vardı. Otobüsümdeki insanların inerek yürümeye başlamasıyla ben de onlara katıldım. Şehre girince tıkanıklığın sebebini anladım. Şehrin içinde çok fazla yol yok ve tüm yollar tek şerit.

b2ap3_thumbnail_2-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

Baktığım her yerde esmer tenli hafif çekik gözlü insanlar vardı. Öğrendim ki Tibetliler'miş. Çin'in baskısıyla sürgüne zorlanan Tibetliler'e Hindistan hükümeti bu bölgeyi vermiş. Hem ana vatanları gibi dağlık taşlık, hem de yemyeşil ormanlar arasında çok güzel bir bölge. Tibetliler doğal yaşayan insanlar, parayla fazla işleri yok. Huzurlu ve sakin bir hayat kurmuşlar, geçinip gidiyorlar. Şehir merkezinde güzel Tibet restoranları var. Sokaklar Tibet'ten gelen hediyelik eşyalarla dolu, insanda alışveriş yapma isteği uyandıran çok değişik eşyalar var.

b2ap3_thumbnail_3-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

b2ap3_thumbnail_4-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

Tibet Kitchen diye güzel bir restoranda yemek yedim, Hint çayı içtim. Tam dışarı çıktım ki, müthiş bir yağmur. Haziran sonuydu, Muson yağmurları yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyordu. Muson yağmuru nasıl bir şeymiş burada gördüm, gerçekten hızını aldıktan sonra dışarıda yürümek imkansız. Bardaktan boşalırcasına değil de, kovaya sokup çıkarırcasına yağıyor. Ben de dönüp bir çay daha içtim.

b2ap3_thumbnail_5-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

Yağmur biraz hafifleyince dağlara doğru yükselen patikalarda yürümeye başladım. Yollar inek ve köpeklerle, üstümdeki ağaçlar da maymun ve kuşlarla doluydu. Yağmur hala atıştırdığından yollarda kimsecikler yoktu. Haritadan yerimi tahmin ederek epey yükseklere çıktım, kayboldum yarım saatte yerimi tekrar buldum. Zaten yemyeşil olan orman, yağmurdan sonra cennete dönüşmüştü. Etrafımı kaplayan upuzun ve koyu yeşil ağaçlar ve bu ağaçların dallarında atlayıp zıplayan maymunlar vardı. Bir süre daha amaçsızca yürüdükten sonra geri döndüm. Kolombiyalı genç bir adamı nerede güzel pansiyonlar bulabileceğimi sormak üzere çevirdim. Kafalarımız çok uyuştu, uzun süre sohbet ettik. Sonra adam beni merkeze 15 dakika uzaklıkta olan ve tamamen pansiyon ve otellerle dolu Dharamkot bölgesine götürdü. İki yüksek dağın arasındaki bir vadiye kurulmuş bu bölge konaklamak için mükemmel. Nereye baksam meditasyon ve yoga sınıflarının afişleri var. Ben de gittiğim her şehirde yoga yapmayı adet haline getirmiştim. Sabah katılmak için yoga sınıflarının saatlerini kafamın bir köşesine yazdım.

b2ap3_thumbnail_6-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

Ne yazık ki bu bölgede geceyi geçirebileceğim boş bir yatak bulamadım. Bu mevsimde Hindistan'da kalınabilecek en güzel yerlerden biri olduğundan her yer turist kaynıyordu. Ama bunlar elinde fotoğraf makinesi kolları hediyelik eşyalarla dolaşan turistlerden değil, huzurlu bir tatil geçirmek isteyen daha "hippi" tipli insanlar.

Neyse şehre geri yürüdüm. Yolda pansiyon ve otellere yer sormaya devam ettim. Sonunda merkeze çok yakın bir yerde, çok da konforlu olmayan, çatı katında sadece yataktan oluşan bir oda buldum, yerleştim (Kalsang Guest House). Biraz yüksekteydi ve harika bir dağ manzarası vardı.

Genel olarak Tibet denince akla gelen ilk şey dağ yamaçlarındaki tapınaklardır. Beklediğim kadar yoğun ve ihtişamlı olmasa da, çok güzel manzaralara sahip sessiz ve huzurlu tapınaklar var. Birkaç önemli yeri ziyaret ettim, sonra dükkanlarda boş boş dolaşmaya başladım. Mucize eseri bir mağazada Delhi'den arkadaşlarımla karşılaştım, onların da geleceğini bilmiyordum. Bir yerde yemek yedik ve Brezilya'nın dünya kupası maçını izlemek için maçları gösteren bir mekan aradık, bulduk. Arkadaşlarımdan biri Brezilyalıydı, onun için daha büyük bir heyecanla izledik. Brezilya'nın Almanya hezimetinden önceki efsane maçlarından biriydi, çok keyifliydi. Maçtan sonra ayrıldık, sabah erken saatte yürüyüşe çıkmaya ve yoga sınıfına katılmaya karar verdik.

Sabah 5'te uyandım ve kocaman yeşil bir böcekle göz göze geldim, ve dışarı çıktığımda çatı katı manzaram 10 kat güzelleşmişti. Kuş sesleri her yeri kaplıyordu, aşağıya baktığımda sokakta yürüyen bir inek çetesi gördüm. Arkadaşlarımla buluşma yerimize gittiğimde 4 kişiden 2'sinin uyanmayı başarabildiğini gördüm. Onlarla haritada gördüğümüz 2 şelaleden büyük olanına yürüdük. Sabah sabah çok iyi geldi. Hindistan'a geldiğimden beri ilk defa açık havada üşüdüm. Sonrasında diğer arkadaşlarımızı da aramıza kattık ve dün gözümüze kestirdiğimiz bir yoga merkezine gittik. Ucu ucuna yetiştik ve çok güzel bir ders yaptık. Burada öğrendim ki Dharamsala'da yoga eğitmeni olabileceğiniz 300 saatlik programlar varmış. Gelecek planlarım için bir seçenek olarak kenara koydum.

Yogadan sonra güzel bir yerde tıka basa kahvaltı ettik (Bal kaymak, evde yapılmış tereyağı, omlet, kızarmış ekmek, Hint çayı). Ben önceki gün Kolombiyalı arkadaşımdan öğrendiğim trekking rotalarını keşfetmek istiyordum. Arkadaşlarım da bana katıldılar. Birisinin telefonundan açtığımız haritayı elime aldım ve ben önde onlar arkada başladık koca koca taşlara tırmanmaya.

b2ap3_thumbnail_10-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

b2ap3_thumbnail_11-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

İlk 1 saatimiz basamak şeklindeki kayaları tırmanmakla geçti, sanırım bunlar Tibet tarzı patikalar. Artık Himalayalar'ın uzaktan kuzenlerinin ortasındaydık, her tarafımız dağlarla çevrili. Gittikçe yükseldik ve yükseldikçe arkamızda değişen manzara ağzımızı açık bıraktı. Şansımıza güneş bulutların arasından ışıldıyordu ve arkamızda kalan taşların ve parlak yeşil bitki örtüsünün oluşturduğu manzara çerçeveletip duvara asılacak cinstendi.

Havadaki oksijeni su içer gibi hissetmek mümkündü. 1 saat tırmanmamıza rağmen hala etrafımızda konuk evleri vardı. Bunlar aşağıdakilerden çok daha üstün bir hizmet sunuyordu; bahçelerindeki sebzeleri ve besledikleri hayvanların etini, sütünü ve yumurtasını yemeklerde kullanıyorlardı. Daha vaktim olsaydı buralarda kalmayı çok isterdim ama son günümdü. Burada geçirilecek 2 gün paha biçilemez bir tatil ve dinlenme olurdu.

b2ap3_thumbnail_7-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

Neyse yolumuza devam ettik, artık yapraklarla kaplı toprak patikada ilerliyorduk ve ormanın içine girmeye başladık. Uzun bir süre de böyle yürüdük. Hedefimiz olan Dall gölüne toplamda 4 saatte kaybolmadan ulaştık. Göl beklediğimiz gibi büyük, ağaçların yansımasını görebileceğimiz bir doğa harikası olmaktan çok uzak, kirli küçük bir su birikintisiydi.

b2ap3_thumbnail_8-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

Fazla zamanım kalmadığından hemen otobüslere doğru yola koyuldum. Arkadaşlarım 2 gün daha kalacaktı. Sabah kahvaltısından sonra hiçbir şey yememiştim. Otobüs terminalindeki bakkaldan bisküvi ve cips benzeri soslu kuruyemişlerden aldım. Hepsini yedim, sadece midemi bulandırdı.

4 saat süren uzun bir otobüs yolculuğundan sonra tren istasyonuna vardım. Trene binmeden guruldayan midemi göz ardı edemedim ve 2 paket cips aldım. Hemen uyuyup Delhi'de uyanmak dileğiyle trene bindim. Bir de baktım herkes yemek yiyor. Tam acılı acılı onları izlerken görevli geldi ve vejetaryen mi etli mi yemek istediğimi sordu. Meğerse bu trende yemek de veriyorlarmış. Nasıl bir mutluluk yaşadığımı anlatamam. Gelen vejetaryen yemeğini olduğu gibi silip süpürdüm ve 8 saat deliksiz bir uyku çektim. Delhi'ye vardığımda aşırı sıcak havanın içine girince eve dönmüş gibi hissettim.

b2ap3_thumbnail_9-dharamsala-tibet-in-buyusu.JPG

 

Udaipur: “Göller Şehri ve Yarasalar”
Delhi 2

İlgili Yazılar

 

Yorum (5)

  1. Zafer Yılmaz

Emre Selam. Merak ettiğim bir konu var. Baharatlı birşey yiyemeyen, yemek konusunda muhafazakar birisi sence kaç gün yaşayabilir oralarda? Yemeklerinde meyve-sebze göremedim, bol değil mi oralarda?

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
  Yorum en son yaklaşık 4 yıl önce Zafer Yılmaz tarafından düzenlendi Zafer Yılmaz
  1. Emre Ekinci

Dışarıda yiyorsanız baharatsız yemek bulmak imkansız gibi. Ancak bakkallardan ve manavlardan alınacak malzemelerle kendi yemeğinizi yapabilirsiniz, bütün malzemeleri bulmak mümkün. Meyveler çok çeşitli, bizde olmayan çeşit çeşit meyve var....

Dışarıda yiyorsanız baharatsız yemek bulmak imkansız gibi. Ancak bakkallardan ve manavlardan alınacak malzemelerle kendi yemeğinizi yapabilirsiniz, bütün malzemeleri bulmak mümkün. Meyveler çok çeşitli, bizde olmayan çeşit çeşit meyve var. (Mango, Hindistan cevizi...) Bizim yediğimiz çoğu sebzeyi de manavlarda ve seyyar tezgahlarda bulabilirsiniz.

Okumaya Devam
  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
  1. Zafer Yılmaz    Emre Ekinci

Teşekkürler

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
  1. evrim

Merhaba Emre, Tibet'i gelecek sene gerçekleştirmeyi düşünüyorum ve yazın bu konuda bana kesinlikle yardımcı olacak! Son derece heyecan verici! Kalemine sağlık, iletişimde kalmak dileği ile Çin'den sevgiler

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
  1. Emre Ekinci

Böyle düşünmenize çok sevindim. Tibet'e ben de kesinlikle gitmek istiyorum. Hem çok etkileyici ve farklı bir kültüre sahipler, hem de farklı bir düşünce yapısına sahip sıcakkanlı bir halkı var. Umarım seyahatinizi gerçekleştirirsiniz.Teşekkürler

  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
 
There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin