3 minutes reading time (663 words)

Delhi 1: Hoşgeldim Hoş Gördüm

Delhi 1: Hoşgeldim Hoş Gördüm

09.06.2014
İlk günlerimde eve benden önce gelmiş insanların peşine takılarak birçok yer gezdim, çoğu Hindu tapınaklarıydı. Hindistan'da halkın %80'i Hindu.

İlk gittiğim Hindu tapınağı girişinde ISKCON yazan kırmızı büyük bir konağı andıran iki kubbeli tertemiz bir yer. Girişte ayakkabıları çıkarıp görevlilerin olduğu yere bıraktım ve numara aldım. 45 derecelik kavurucu sıcakta taşa basmak oldukça zor olduğundan yürüme yolları sürekli ıslatılan yeşil halılarla kaplı. Bahçedeki uzun yoldan yürüyüp içeri girince Hint ezgileriyle dolu bir müzik ve duvarları kaplayan resim ve heykellerle karşılaştım. 5 kişilik bir grup canlı olarak monoton bir şarkı çalıp söylüyordu. Duvardaki resimler de Hinduizm'in en önemli tanrılarından biri olan Krishna'nın hayatını ve örnek davranışlarını temsili olarak anlatıyordu. İnsanların asıl ibadet ettikleri kısımlar ise içinde altın renkli bir heykelcik ve etrafındaki aksesuarlardan oluşan platformlar; bunlara dokunuyor, öpüyor ve dua ediyorlar. Orada oturup uzun süre insanları seyrettim ve yeni tanıştığım bu dini çok sevdim. İkinci günümde "İyi ki gelmişim" dedim.

b2ap3_thumbnail_1-delhi-iskcon-hindu-tapinagi.jpg

b2ap3_thumbnail_2-delhi-iskcon-hindu-tapinagi.jpg

b2ap3_thumbnail_3-delhi-iskcon-hindu-tapinagi.jpg

11.06.2014
Gittiğim ikinci tapınak Gurudwara Sahib'ti. Başta burayı da Hindu tapınağı sandım, meğerse Sikhism denen farklı bir dinin ikinci önemli ibadet yeriymiş. Bu dine mensup insanlara "Sikh" deniyor. Bu grup çok kalabalık olmasa da toplum içinde çok dikkat çekiyor. Maddi durumları genelde iyi oluyormuş. İnançları gereği erkeklerin ömür boyu saçlarını kesmeleri yasak olduğu gibi, bu saçlarını bir de sarıkla gözükmeyecek şekilde bağlamaları gerekiyor. Haliyle yaş ilerledikçe sarıklar da büyüyor. Genelde uzun kirli sakalları var. Bir diğer ilginç kuralları ise sürekli omuzlarından bağlı bir kılıç ya da bıçak taşımak zorunda olmaları. Genç jenerasyonda bozulmalar olsa da belli bir yaşın üstündeki "Sikh" kesim her zaman ciddi ve karizmatik bir duruşa sahip, toplum içinde saygı gören insanlar. Tapınağa gelirsek, içeride dolaşırken irmik helvasına benzeyen bir tatlı ve su ikram eden insanlar var. Bunların dışında kocaman bir yemekhane var ve sürekli ücretsiz olarak yemek veriliyor. Tek yapmanız gereken içerideki grubun yemeğini bitirmesini beklemek. Dışarıda 5 dakika kadar bekledikten sonra içeri girdim ve sıralar halinde yere bağdaş kurmuş Hintliler'e katıldım. Önce önüme metal bir tabldot tepsi kondu, sonradan gelenler de içini çeşitli sebze yemekleri, çapati (bir çeşit ekmek) ve yoğurtla doldurdu. Turist olduğum için çok ilgilendiler ve yemeklerden bol koydular sağolsunlar. Ama ben yemekleri yemekte biraz tereddütlüydüm, Hindistan'da dışarda yiyeceğim ilk yemeğim olacaktı. Sonunda yanımdaki arkadaşlarımın verdiği gazla yemeye başladım, bol acılı bir mercimek yemeği vardı. Yedikçe iştahım açıldı ve hepsini bitirdim. Bitirmemenin de çok büyük bir saygısızlık olduğunu öğrendim sonradan. Finalde bir tas suyu kana kana içtim. Yemekhaneden çıktığımda güneş batıyordu ve tamamen beyaz olan tapınağın altın kubbeleri parıldıyordu. Bahçesinde kocaman bir havuz vardı, bu havuz da gün batımında çok güzel bir manzara oluşturdu. Sikhler havuzda yıkanıp ibadet ediyorlardı. Tapınağın çok güzel bir de kütüphanesi var. İçinde Sikhism'le ilgili birçok kitap bulmak mümkün. Uzun süre buradaki rahat koltuklara oturup bu insanlar ve kültürleri hakkında bilgi edindim. Gerçekten çok farklı bir din ve insanları örnek bir misafirperverlik gösteriyor.

b2ap3_thumbnail_4-delhi-gurudwara-bangla-sahib.jpg

b2ap3_thumbnail_5-delhi-gurudwara-bangla-sahib.jpg

b2ap3_thumbnail_6-delhi-gurudwara-bangla-sahib.jpg

Gurudwara Sahib'ten çıkınca bir "tuktuk" şoförünün tavsiyesiyle tarihi bir kuyuya gittik. Kuyu dediğime bakmayın, kocaman bir yer. Kuyu ve su deposu olarak kullanılan devasa su haznesinin dibine ulaşmak için upuzun ve yüksek basamaklardan aşağı inmek gerekiyor. Merdivenlerin iki yanında da oldukça eski ve taştan yapılmış duvar ve pencereler var. Kuyunun tepesi şimdi tel örgülerle kapatılmış ve içi yarasalarla dolu. Tam adı Agrasen Ki Baoli. Etkileyici ve ürpertici bir yapı.

b2ap3_thumbnail_7-delhi-agrasen-ki-baoli.jpg

b2ap3_thumbnail_8-delhi-agrasen-ki-baoli.jpg

b2ap3_thumbnail_9-delhi-agrasen-ki-baoli.jpg

13.06.2014
Delhi'de görülmesi gereken bir diğer önemli yapı da India Gate (Hindistan Kapısı). Napolyon'un Paris'te inşa ettirdiği Zafer Takı'na çok benzeyen bu devasa kapı, bir savaş anıtıdır. Üzerinde I. Dünya Savaşında ölen 70.000 Hintli askerin adı yazılı. Buradan ileri doğru bakınca parlamento binalarını görebiliyorsunuz. Arada upuzun ve iki tarafı çimenlerle kaplı bir yol var. Geldiğimden beri hava ilk kez serin ve yağmurluydu. Ayakkabılarımı elime alıp sokak dondurmacılarının şaşkın bakışları arasında çimenlerde dört nala koştum, anladım ki Hindistan'a bahar aylarında gelmek çok daha güzel olurmuş. Tüm bakanlıkların ve başbakanlık konutunun bulunduğu bahçeye girdim sonra, her yer askerlerle doluydu. Bütün binalar kırmızı bir taştan yapılmış, yağmurlu havada çok güzel gözüken bir renk. Binaların üzerindeki yazılara göre, tüm bu alanı Yeni Zelanda hükümeti Hindistan'a bir dostluk hediyesi olarak inşa etmiş. İşin arka planı nedir bilemiyorum artık.

b2ap3_thumbnail_10-delhi-india-gate.jpg

b2ap3_thumbnail_11-delhi-bakanlik-binalari.jpg

 

 

Rishikesh
Yola Çıktım Sabiha’dan, Gidiyorum Gündüz Gece

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin