7 minutes reading time (1476 words)

Avrupa Birliği’nin Yeni Gözdesi Başkent Zagreb’e Doğru Yol Aldık

1-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Erkeklere armağan kravatın ülkesinde, Hırvatistan'dayız. Tabi kravatın armağan olup olmadığını bir de erkeklere sormak gerekir. :) Bir de sevdiğim buluşlardan, güzel yazılarımızı kağıda döktürdüğümüzde yanımızda olan dolmakalemi de unutmamalıyım.

O kadar yerinde bir tercih yapmışız ki vaktimiz olsa ve tabi ki yine promosyon biletleri yakalarsak haydi yeniden gidelim diyebileceğimiz bir kent Zagreb.

Yeşiller içerisinde, huzur dolu, kısa bir tatil için ideal bir kent.

Kavraması kolay ve aradığınıza kolayca erişebileceğiniz bir mimari dokusu var kentin.

İngilizce'yi çok bilmeseler de sempatik halleri ile sizi kucaklayan sıcakkanlı ve yardımcı insanların kenti.

Bu kadar olumlu tanımların ardından bakalım daha neler varmış diye merak ederek okuyacaksınız büyük ihtimalle. :)

b2ap3_thumbnail_2-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg   b2ap3_thumbnail_3-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Yaklaşık bir buçuk saatlik yolculuğumuzun ardından küçük bir havalimanına inişle pasaport kontrol bölümüne geçiyoruz ki kalabalıkla yüz yüze kalınca kentin henüz büyük kafileleri karşılamak için hazır olmadığını düşündük. Sadece iki banko ile işlemin yürütülmesi epeyce zaman aldı ve kent gezi programımız biraz aksak başlamış oldu. Nihayet kente girişimiz onaylandığında haritamızı alıp otobüse doğru yöneldik.

Havalimanındayken hemen Euro'larımızı yerel para birimi olan Kuna ile takas ediyoruz. Euro ile alışverişte üç lira beş lira derken Hırvatları fazlaca kara geçireceğimizi fark etmiştik. :) Bir Euro yaklaşık 7,5 Kuna'ya karşılık geliyor. İlk kez bir döviz bürosunda sanatsal bir tarzda el işi aynaların dekoratif olarak kullanımı ile karşılaştım. Bu bana kentin göz kırpması ya da bir işareti gibi gelmişti ki doğru da çıktı. :) Kişi başı 30 Kuna vererek kent merkezine olan yolu garantiliyoruz. Şehir otobüs garına vardıktan sonra da metroya binerek merkeze yürüme mesafesindeki tarihi otelimize doğru hareket ediyoruz.

Kentte nerede olursak olalım hep aynı tanıtım kitapçığı ve harita formatı ile karşılaştık ki bu da hakimiyetimizi kolaylaştırdı. Gerek harita üzerinde gerekse şehir içerisinde tabelalar ile otel isimlerine yer verilip yönlendirilmeler yapılmış. Toplu taşıma ile ulaşım için birçok şehirde olduğu gibi tek yön, geliş-gidiş ve daha hesaplı olan 24-48 saatlik biletler satılıyor. Fiyat karşılaştırması yapıp aklınızda canlanması için örnek verecek olursam bir günlük biletleri 40 Kuna'ya satın alabilirsiniz. Geç vakitlerde sefer saatlerinin arası açılıyor. Birkaç kişiyseniz taksiyle ulaşımı denerseniz umduğunuzdan daha hesaplıya geleceğini görürsünüz.

4-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Baharı kucaklarken ziyarette bulunduğumuz kenti festival havası sarmıştı. Otele yerleştikten hemen sonra parktaki eğlence alanına vardık. Latin müzik burada da bizimleydi; sırt çantalarımıza rağmen dans etmekten kendimizi alıkoyamadık. İlerleyen günlerde de birçok konsere ve etkinliğe şahit olduk.

a1sx2_Thumbnail1_5-zagreb-hirvatistan-arkeoloji-muzesi-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg   b2ap3_thumbnail_6-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

İlk durağımız şehir merkezine gelmeden yol üzerinde karşımıza çıkan Arkeoloji Müzesi. Burada bizden başka ziyaretçinin olmaması hem şaşırtıcı hem de üzücüydü. Şaşırdım çünkü müze merkeze yakın ve turistlerin tercihi olabilecek bir konumdaydı. Üzücüydü çünkü müze tefrişatı, eser sunumları ile canlandırmalar gezenler için keyif verici ve öğreticiydi. Eser çeşitliliği olarak da zengindi. Müze görevlisinin yanımıza gelerek soru sorabileceğimizi ve gerekli yerlerde açıklama yapabileceğini söylemesi de sıcak bir karşılamaydı. Siz de geçmiş dönemlere meraklıysanız müzeyi ziyaretiniz en fazla bir saatte tamamlanmış olur. Bu arada giriş için öğrenci 10 Kuna, tam için de 20 Kuna veriyorsunuz. Öğrenci kimliklerimiz Avrupa'da geçmese de şansımızı denedik ve yaver gitti. :) Etnografya Müzesi de buraya yürüme mesafesinde yer alıyormuş. Vakit olduğunda kültüre dair izleri yakalamak için faydalı olabilir. Bir galerideki süreli Picasso sergisi de tam anlamıyla kentin bize hoş bir süprizi oldu.

Şehrin merkezinde yeşile doymamak mümkün değil. Günümüz Türkiye yönetiminde de yeşilin mücadelesi için günlerce süren protestolarla üzücü bedeller ödeniyor. Soluklanmak için parklarını tercih edip tıpkı bizim gibi bu huzur bahçelerine saatlerinizi verebileceğinizi düşünüyorum. Şehir merkezine giderken parkta yıllar önce yapılmış Meteoroloji Kulesi'ne uğramadan geçmediğimizi eklemiş olayım. Bize yapılan tavsiyeler arasında yer alan yakın yerleşimlerden olan "Jarun" hem yeşil alanları ile hem de barındırdığı göl ile bir nevi Zagreb'in denizi görevini üstlenmiş.

Müzelerle kültürel yolculuğumuzun ardından oldukça rağbet gördüğünü öğrendiğimiz Hayvanat Bahçesine yönümüzü çevirdik. Yine şehir merkezine yakın konumda, otobüslerle kısa sürede varabileceğiniz ve şehir stadının yakınlardaki hayvanat bahçesindeyiz. Saatler nasıl geçti de kapanış anonsunu duyduk bilemedim. Kimi hayvanlara verilen küçük alanlar için üzülüp kimilerinin boyutları ile orantısız büyük alanlara akıl erdiremedik. Her ne kadar keyifli vakit geçirmiş olsak da hayvanların özgürlüklerine mani olup dikenleri teller ardında biz insanların heveslerine hizmet ediyor olmaları çok can sıkıcı ve hırpalayıcı olsa gerek. :( Geniş bir alana kurulan hayvanat bahçesinin hemen bitişindeki Maksimir Parkı da özellikle spor yapanların, bisiklete binenlerin ve çocuklu ailelerin gözdesi olmuş. Bizim için de serin bir dinlenme noktası. Botanik Bahçesi de zengin bitki koleksiyonu ile sizlere farklı bir alternatif olabilir.

a1sx2_Thumbnail1_7-zagreb-hirvatistan-maksimir-parki-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg   a1sx2_Thumbnail1_8-zagreb-hirvatistan-hayvanat-bahcesi-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Genç nüfusunun çoklukta olduğunu gözlemlediğimiz sokaklarda barların kafelerin arasından yol aldık. Kaldırımların çoğu sağlı sollu kafelerin oturma alanlarına dönüştürülmüş. Kent insanlarının arkadaş ve iş buluşmaları için özellikle sahip çıktığı bir sokak kültürü olduğunu ve sohbete önem veren keyifli insanlarla dolu olduğu izlenimi edindim. Dikkatli olursanız sanata dair küçük dokunuşlar ve tasarımlar -kimi zaman bir restoranın kapısında ya da bir pencere ayrıntısında, bazen de bir evin çatısında- hoşunuza gidip sizi mutlu edecektir. Tüm bu özen beni çok etkiledi ve heyecanlandırdı. Heyecanlandırdı diyorum çünkü keşfetme duygumu besledi ve merak uyandırdı.

a1sx2_Thumbnail1_9-zagreb-hirvatistan-st-stephan-katedrali-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg   a1sx2_Thumbnail1_10-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Zagreb'e gitmek isterseniz işinizi kolaylaştıracak birkaç gezi noktası daha sıralamak istiyorum. Birçok hediyelik eşya üzerinde de göreceğiniz ve adeta şehrin sembollerinden olan gotik kuleleriyle boy gösteren St. Stephan Katedrali listemizde olmazsa olmazlar arasında. 100 metreyi aşan kule yüksekliği ile hayranlık uyandırıcı. Meryem ve Dört Melek Sütunu da hemen kathedralin önünde yer alıyor. Müzelerde keşiften hoşlanıyorsanız kent size çok fazla seçenekle cevap veriyor. Zagreb Şehir Müzesi, Naiv Sanatlar Müzesi ve Çağdaş Sanatlar Müzesi önerilerimden birkaçı. Farklı bir tecrübe olsun derseniz de Bitmiş İlişkiler Müzesi bakış açınızı değiştirecektir. Yukarı şehre yol alırken Zagreb'in koruyucusu olduğuna inanılan Bakire Meryem adına adanmış bir şapele çevrilen Stone Gate'ten geçeceksiniz ve sol yanınızda da Dante'nin torununa ait olduğu bilinen en eski eczaneyi fotoğraflama imkanınız olacak. Çatısındaki kırmızı, beyaz ve mavi damalı zemin üzerine iki tane hanedanlık armasının yer aldığı St. Mark Kilisesi de görülmeye değer. Hayatınıza bir ilk eklemek isterseniz Ilica Caddesi-Üst Şehir arası karşılıklı çalışan Dünya'nın en kısa teleferiğine binip 55 saniyelik bir yolculuk yapabilirsiniz. Buraya kadar gelmişken XIII. yüzyıldan kalan Lotrscak Kulesi'ne gidip belki şehri kuşbakışı seyreder belki de öğle saatine denk getirip sembolik top atışına şahitlik edersiniz.

b2ap3_thumbnail_11-zagreb-hirvatistan-st-mark-kilisesi-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg   a1sx2_Thumbnail1_12-zagreb-hirvatistan-teleferik-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Yemek için marketler, fast food zincirleri ve restoranlar; alışveriş içinse mağazalar ulaşabileceğiniz şekilde genelde ayaküzeri yerlerde olup bütçenize göre farklı seçenekler sunacaktır. Metro çıkışlarındaki süper marketler bizim epeyce işimizi gördü. Hatta bizim yaptığımız gibi "Dolac" isimli pazar alanına gidebilir ve zevkinize göre tatları satın alabilirsiniz. Öğle vaktine bir şey kalmıyor dediler diye bize sabah saatlerinde vardık Dolac'a. Buraya geldiğinizde hediyelik eşyalar arasında sıkça dikkatinizi çeken kentin meşhur Sestinski şemsiyeleri ile karşılaşacaksınız. Pazarda bulabileceğimizi söyledikleri "paprenjak" isimli meşhur ballı, cevizli ve baharatlı keklerinden bulup da tadamadık. Ayrıca hediyelik eşyalar için de tezgahları şöyle bir incelemeyi unutmayın. Pazarlık konusunda son derece ılımlı olduklarını belirtmem yerinde olur. Çiçek pazarına uğrayarak kendinizi ödüllendirmek için güzel bir fırsat yaratabilirsiniz. Geç saatlere kadar Ban Jelacic Meydanı'ndan –asker Josip Jelacic heykelinin bulunduğu ve sıklıkla merkez diye bahsettiğim yer- ayrılan ara sokaklara yayılmış restoranlardan birinde aradığınız yiyecek ya da içeceği mutlaka bulursunuz. Etli bir menü tercih ettiğinizde yanına püre, patates gibi bir şey de söylemeyi unutmayın. Tabağınızdaki tek et parçası her şeyden önce büyük porsiyonlu Türk mutfağına alışkın kişilerin gözünü doyurmayacaktır. :) Yerel markalarından Ozujsko birasının limonlusunu denedim; yemeğin yanında oldukça hafif bir eşliği oldu. Fiyatlar da diğer Avrupa şehirlerindekiler ile benzer düzeydeydi.

a1sx2_Thumbnail1_13-zagreb-hirvatistan-dolac-halk-pazari-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg   a1sx2_Thumbnail1_14-zagreb-hirvatistan-cicek-pazari-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

15-zagreb-hirvatistan-ban-jelacic-meydani-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Neredeyse meydana her çıktığımızda yerel kıyafetler içerisinde -sıcağın altında olmalarına rağmen- neşeli beyler ve bayanlar ile müzisyenler gördük. Nitekim Yukarı Şehir diye tabir edilen bölgeye çıktığımızda da yine sizi çok eskilere götürecek kimi eşini koluna alıp gezintiye çıkmış havasındayken kimini de gruplar oluşturup dövüşme sahnesi canlandırırken göreceksiniz. Borazan çalan bir postacı görürseniz hiç şaşırmayın. Bu tip canlandırmalar genellikle ticari kaygılarla yapılıp çektiğiniz fotoğrafların ardından bahşiş isteyenleri peşimizden getirirdi. Fakat o canlandırmalar sadece Zagreb'deki Orta Çağ dönemini yaşatmak için yapılıyordu.

a1sx2_Thumbnail1_17-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg   a1sx2_Thumbnail1_18-zagreb-hirvatistan-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

16-zagreb-hirvatistan-ortacag-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Latin gecelerinin adresleri konusunda epeyce zorlandık. Resepsiyondaki genç arkadaşın kendi arkadaş bağlantıları ile iki mekanın kapandığını öğrenmek üzücü oldu ama ertesi gün bize başka bir mekan önerisi ile gelmişti. Tüm günün yorgunluğunu akşam olunca dans ederek atma fikri bizi çok mutlu etse de mekanın kapısına vardığımız da yine bir hüsran oldu; burası da kapalıydı. :( Son gece şansımız yaver gitti de taksi şoförünün kız arkadaşı sayesinde rotamızı "Salsa Plesni Centar" a çevirdik ve dansa kavuştuk. Giriş ücreti alınmayan mekanın -belki de geç vakit vardık diye- bir bölümde ağırlıklı salsa ve bachata çalarken diğer bölümden de kizomba ve zouk sesleri geliyordu. Belki de mekanın bir otelin balo salonunu andırmasından içimiz ısınmadı. Bir dans okulu birlikteliği ya da arkadaş grubu gibi sıcak bir ortam yakalanmamış gibi izlenim vermeleri ve kopuk kopuk çiftlerin olması kendi aramızda dans etme durumunu doğurdu. Müzikler güzel olsa da enerji yeterince yüksek değildi ve biz de keyifli Amsterdam dans gecesini anmaktan kendimizi alıkoyamadık.

19-zagreb-hirvatistan-dans-gez-gonlunce-dilek-turan.jpg

Sayılı gün çabuk geçer demişler. Görmek istediğimiz yerlerin hemen hepsini görüp iki günlük kısa tatilimizi geride bıraktık. Belki de bir sonraki sefere rotayı Dubrovnik taraflarına çevirir de sahillerinin methe değer olup olmadığını görür paylaşırım sizlerle.

Uçakta şöyle bir arkama yaslanıp düşündüğümde tam kafa dinlemelik, keşfedilmeye değer bir şehir tatili hissi yerleşti içime. Kısa soluklu, çok beklentisi olmayan tatil tercihleriniz için içinizi ısıtacak bu kenti de listenize almanızı tavsiye ederim.

Yeni keşiflerde görüşmek üzere,

Ramada Majestic Bucharest Hotel
Akdeniz’in Çizmesinden Geriye Kalan İzlenimler
 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin