2 minutes reading time (455 words)

Astana

astana.jpg[2011 yılında gerçekleştirdiğim Rusya-Kazakistan-Moğolistan seyahatimden notlar serisi 8]

...Trende karşımda yatan Kazak kadın benim bu yaşta buralarda geziyor olmamı hiç tasvip etmiyor, cık cık cık cık... Sonra da Kazakistan'da devletin Amerika'ya burslu okumaya gönderdiği bazı başarılı öğrencilerden bahsetmeye başlıyor. Yurtdışındaki bütün masrafları karşılanan bu öğrencilerin ailelerinin gayrimenkullerinin ipotek altına alındığını; daha sonra öğrencinin okulunda başarısız olması halinde ailelerin tüm mal varlıklarını kaybettiklerini ve böyle büyük bir kaybın sorumlusu olan çocukların da birçoğunun intihar ettiklerini anlatıyor. Uykuluyum; "Senin 'kız başına' yabancı memleketlerin trenlerinde ne işin var" ile Kazak öğrencilerin trajedisi arasındaki bağlantı kopuk kalıyor. Aramızda duran plastik çay fincanım, ne cıkcıklarından ne delici bakışlarından ne de daha çok monolog halinde ya da diğer tren yolcularına hitap biçiminde gerçekleşen hutbelerinden koruyabiliyor beni. Ne zaman varacağız acaba?

06:30. Sabah ayazında iniyoruz trenden. Astana.

Kazakistan'ın ihraç ettiği petrol ve doğalgaz kaynaklarıyla gitgide zenginleştiğini, Astana'nın da zenginleşen ülkenin Batı'ya bakan yeni yüzü olduğunu, modern şehrin sadece Kazakistan'ın değil tüm Orta Asya cumhuriyetlerinin başkenti olma rolüne soyunduğunu... Evet, evet bütün bunları oradan buradan duymuş, okumuştum da ağzımın bir iki milim açılmasına, "bu kadar da olmaz ki canım", "neredeyim ben"lere yine de engel olamadım.

...

İki Astana var, biri tipik Sovyet şehri şeklinde dizayn edilmiş, şehrin komünist dönemden kalan eski kısmı; ikincisi de hala inşaat sürecinde olan görkemli, ultra-modern yeni Astana. Ben birincisinden önceki günlerde yeteri miktarda tatmış olduğumdan, ayrıca yanında kaldığım Franka ve kızının da bu alanda inşa edilen rezidanslardan birinde oturuyor olmasından zamanımın büyük kısmını ikinci kısımda geçirdim. Bu nedenle, Kazak kültürünün çok derinlerine inebilmiş olduğumdan bayağı şüpheliyim; öte yandan, ıssız steplerin ortasına inşa edilmiş, boş gökdelenlerin arasında dolanıp durmak, rengarenk çiçekli, fıskiyeli ama ıssız parklarda dolaşmak, ortalıkta polisten başka kimseciklere rastlamamak, peki böyle etkileyici bir yeni şehir oluşturulmuş da "Nerede bu insanlar, neden koşup oynayan çocuklar, el ele gezen sevgililer yok bu parklarda?" soruma "Yan yana dizilmiş dev alışveriş merkezlerinde" yanıtı almak da başlı başına bir tecrübeydi.

Düşünüyor insan... Batılılaşma, globalizm, konfor, zenginlik, paylaşım, yerellik, insansız şehir, içinde ofis olmayan ama katlarının yarısının ışıkları açık bırakılan gökdelenler...

İyi mi, kötü mü, güzel mi, çirkin mi?

Böyle bir yapmacıklık diyesi geliyor insanın, sanki dünyanın geriye kalan diğer şehirleri doğal oluşumlarmış gibi.

Kazanılanın boş binalara savrulduğunu düşünmekten mi geliyor içimdeki bu reddedilemez rahatsızlık. Ama bir yandan da diyorum ki belki de gerçekten ilk yapılan yatırımlar bu şekilde olmalı, refahın sürekliliğinin ve artışının sağlanabilmesi için... Şehirler de bir yerde yarıştırıyorlar kıyafetlerini "imaj" adı altında. (Küçük Prens'teki fesiyle meslektaşları tarafından ciddiye alınmayan Türk bilim adamı geliyor aklıma)

Ama sadece düzgün kıyafetle de iyi geçer mi bir iş görüşmesi? Uzaktan bakınca büyüleyen, içine girince her tarafı dökülen rezidanslar, daha inşaatın bitmesinin üzerinden bir yıl geçmeden dış kaplamaları dökülmeye başlamış gökdelenlerle olabilir mi Astana Orta Asya'nın yeni metropolü?

...
Bir de tabi: ¿demokrasi diyorduk hani?

 

Barnaul ve Altaylar
Belgrad’da Üç Gün
 

Yorum (1)

  1. Zafer Yılmaz

Astana - bir hayalet şehir. Büyük ve boş gökdelenler, geniş ve boş yollar... Zombie apocalypse veya benzeri bir felaket tüm insanları yok etmiş de sadece siz hayatta kalmışsınız hissini alacağınız yer. En azından 2006'da öyleydi. Ağustos ayında...

Astana - bir hayalet şehir. Büyük ve boş gökdelenler, geniş ve boş yollar... Zombie apocalypse veya benzeri bir felaket tüm insanları yok etmiş de sadece siz hayatta kalmışsınız hissini alacağınız yer. En azından 2006'da öyleydi. Ağustos ayında üşüyüp "kışın burada durulmaz" sonucunu çıkardığım yer.

Okumaya Devam
  Ekler
Ekleri görmeye izin yok
  Yorum en son yaklaşık 6 yıl önce Zafer Yılmaz tarafından düzenlendi Zafer Yılmaz
There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin