3 minutes reading time (587 words)
Öne Çıkarılmış 

Adı Gibi Bir Garip Köy: Garipçe

Adı Gibi Bir Garip Köy: Garipçe

Geçen yıl, Sarıyer taraflarına yapılacak 3.köprü haberleri ile birlikte adını duyurmaya başlayan köy, benim de dikkatimi yeterince çekmiş olacak ki ne zamandır hadi gidelim diye arkadaşlarımın başının etini yiyordum. Şimdilere kısmetmiş demek ki.

Dar sokaklar ve kimi restore edilmiş evlerin olduğu mahallelerden geçerken öncelerin yaşamlarını düşündüm durdum. Biz geçerken sanki komşular camdan cama sohbet ettiler bir an için. Önümüzde ilerleyen otobüs bize araba dışında seçeneğimiz olabileceğini de gösteriyor. Koç Üniversitesi kampüsünü de geride bıraktıktan sonra sağımızda kalan manzara ile İstanbul'da yaşadığımız için bir kez daha mutluluk duyuyoruz. Güneşin deniz üzerine yansıttığı ilk ışıklarının oluşturduğu pırıltılar enerjimizi artırıyor adeta. Tabelaların yönlendirmeleriyle yaklaşık 15 dakika sonra hedefe ulaşıyoruz.

Hemen köyün girişindeki bakkalın önündeki boş yerlerden birisine aracımızı park ediyoruz. Gözümüze ilk çarpan "Köy içerisinde plaj kıyafeti ile dolaşmak yasaktır." tabelası oldu ki bu bizim için oldukça şaşırtıcı bir başlangıç oldu diyebilirim. Yolun sağındaki kokulu, taze sebze ve meyvelerin satıldığı tezgahları geçtikten sonra 3 balık lokantasından birisine doğru ilerliyoruz.

Daha önce de buraya gelen arkadaşım önceleri etrafta çöplerin olduğunu şimdiki gözlemlerine göre köyü daha temiz bulduğunu aktardı. Şehrin kalabalığı burayı da bulmuş; sabahın erken saatleri olmasına rağmen masalardan sohbetler yükselmekteydi.

Kısa sahil şeridinde bir de masalar yer alınca geriye bir şey kalmamış desem yeridir. Sağda tepede yer alan ev de Erdal Özyağcılar'a aitmiş.

b2ap3_thumbnail_1-garibce.JPG

b2ap3_thumbnail_2-garibce.JPG

Aslında balık üzerine hizmet veren lokantalar, İstanbul'un sakinliğini tercih eden misafirlerini kahvaltıda da ağırlıyor. Hem kıyı şeridinde hem de lokantalar içerisinde hizmet veriyorlar. Biz üzerimize polar şal almadan rahatça nefes almak istediğimizden lokanta dahilindeki yeri tercih ettik. Genelde kalabalık olduğu söylenen mekanda tam da deniz kenarında bize göre bir masaya kuruluyoruz. Self-servis hizmet verildiğinden sıradaki yerimizi hemen alıyoruz. Tabakların çok iyi temizlenmemiş olduğunu söyleyebilirim. Kendi usulümce temizlik çalışmasına giriştim.

b2ap3_thumbnail_3-garibce.JPG

Açık büfe kahvaltıda ev usulü daha doğrusu tam Türk usulü bir kahvaltı ile karşılaşıyorsunuz. Değişik ne vardı derseniz? Sigara böreğinin yanı sıra kuymak ve sucuklu yumurta ekstra seçenekler arasında yer alıyor. Sanırım yağı sebebiyle nahoş bir koku hakim olduğu için geri gönderdik. Bir deneme daha oldu ancak onda da aynı koku vardı. Ta ki Sürmeneli Ali Dayı mutfağa girip kendi elleriyle bizi mutlu edene kadar. Ancak artık kahvaltının sonuna geldiğimiz için sadece tadına bakmakla yetindik. Termosla ikram edilen çay, kızarmış ekmekler-bazıları oldukça bayatlamış ekmeklerdi- ve süzme bal üzerine kaymak...

b2ap3_thumbnail_4-garibce.jpg

Neredeyse bir kendimizi bir martıları doyurduk. Hani o daha önce bahsettiğim bayatlamış ekmekler vardı ya onları sahile doğru fırlattığımızda uzaktan bunu gören martılar adeta birbirleriyle mücadele içine giriştiler.

Kişi başı yaklaşık 25 liralık hesap ödedikten sonra bazen kızsak da tıka basa doyduğumuz o otel brunchlarını anmadım değil.

b2ap3_thumbnail_5-garibce.jpg

Kahvaltı üzerine yürüyüş iyi gider diyerek kaleye doğru yürüyoruz. Yol üzerinde köylü kadınların yapmış olduğu erişte, salça, tereyağı ve tarhana gibi ürünlerin yer aldığı tezgahların önünden geçiyoruz. Dar düzensiz merdivenleri çıktıktan sonra kendi halinde ve bakımsız denebilecek kale biraz hüsrana sebep oluyor. Bir yanda poşetler, gazete kağıtları bir yanda kırılmış bira şişeleri ve başka atıklar biz misafirler için güzel bir karşılama olmuyor. Karadeniz'in rüzgarını içimizde hissediyoruz. Efil efil olan tepede biraz soluklandıktan sonra manzaraya göz gezdirip bu küçük balıkçı köyünden ayrılıyoruz.

b2ap3_thumbnail_6-garibce.JPG

b2ap3_thumbnail_7-garibce.JPG

Kahvaltının üzerine kahvelerimizi yudumlamak için güzel havayı da fırsat bilerek Sarıyer sırtlarında sakince bir yeri tercih ediyoruz. Her kafenin kendine ait alanlarında aracınızı park etme imkanı buluyorsunuz. Hatta önce yeri seçin ki ondan sonra aracınızı gösterilen yere rahatça park edersiniz.

b2ap3_thumbnail_8-garibce.JPG

Sonuç olarak maksat muhabbet değil miydi? Fazlasıyla eğlendik, neden çünkü ekip iyiydi. :) Her nerede olursanız olsun yanımızdaki insanların önemini bir kez daha anlamış oldum. En azından yenilenen bu tecrübe için bile yollara düşmeye, deneme ve yanılmaya ya da yeni tavsiyeler oluşturmak için risk almaya değer diyebilirim.

Yeni keşiflerde görüşmek üzere,

Hola Barça!
Hatay'ın Vakıflı Köyü

İlgili Yazılar

 

Yorum (0)

There are no comments posted here yet

Yorumunuzu bırakın

Posting comment as a guest. Sign up or login to your account.
Ekler (0 / 3)
Share Your Location

Bizi takip edin