Blog

"Dünya bir kitaptır. Seyahat etmeyenler sadece bir sayfasını okur."
- St. Augustine

  • Blog Ana Sayfa
    Blog Ana Sayfa Burası site içerisindeki tüm blog gönderilerini bulabileceğiniz yerdir.
  • Kategoriler
    Kategoriler Blogdaki kategorilerin bir listesini gösterir.
  • Etiketler
    Etiketler Blogda kullanılmış etiketlerin bir listesini gösterir.
  • Blogcular
    Blogcular Bu sitedeki favori blogcunuzu arayın.
  • Giriş
    Giriş Giriş formu

Yunan Adaları Gezisi

Yunan Adaları içinde
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • Görünüm: 3386
  • 1 Yorum
  • Bu yazıya abone olun
  • Yazdır
3386

yunan-adalari-gezisi-mikonos.jpg

 

Mavi sularda yepyeni ufuklara yelken açmak. Uzak ufuklar değil bunlar. Gayet olası. İstemeniz yeter. Ama nasıl ve neler isteyeceğiniz önemli tabii ki. Doğaüstü bir şeyden bahsetmiyorum. Dileğiniz Yunan adalarına gitmekse ve planlama yapmakla uğraşmak istemiyorsanız gemi turlarına bir göz atın derim. Çok değişik tarihlerde, farklı limanlardan yelkenler fora deme şansınız var. İsterseniz kısacık bir kaçamak halinde 3 gün, 4 gece ya da "doyasıya anı yaşayayım, üçten fazla ada göreyim" diyenlerdenseniz 7 gün 8 gecelik olanları da mevcut. Ben size kendi gemi turu maceramdan bahsedeceğim. Sizeyse birinin gerçekleşen rüyasını okuyup iç çekmek değil "Neden olmasın?" demek düşecek en sonunda.

 

Bir gezinin olmazsa olmazı nedir diye sorarsanız tabii ki beraber gittiğiniz kişidir diye cevap veririm. Mekanı cennet yapan tarih kokan yapılar, fevkalade sanat eserleri, nefes kesici manzaraları değildir. Gördükleriniz, tattıklarınız o mekanlarda büyüleyici bir hal alabilir yanınızda doğru seyahat arkadaşınız varsa; işte o zaman paslı demirler gördüğünüzde aklınıza onun kendine özgü hoş olmayan kokusu gelmez, o an hissettikleriniz, içinde bulunduğunuz ruh haline kaptırırsınız kendinizi. Kulağınıza o an attığınız kahkahalar, gülmekten döktüğünüz gözyaşları gelir. Yunan adaları maceramdan örnek vermem gerekirse bu duruma, Mikonos'ta gemimiz fırtınadan dolayı tabakları oldukları yerde hareket ettirecek, gemi görevlilerine her yere kusma poşetleri bıraktıracak kadar sallanırken ben akşam yemeği sırasında, o an beraber gittiğim arkadaşımla beraber attığımız kahkahaları hatırlıyorum, geminin planlanandan 1,5 saat geç limana yanaşmasını, sallantıdan dolayı aç kalmamızı değil. Aynı zamanda geminin aşırı soğuk olduğu için sürekli hafif titreme durumunda olmamızı değil, keyifli ruh halimi hatırlıyorum. Size en sonunda "Her şeye rağmen çok eğlendik." dedirtecek birini seçin yanınıza öncelikle.

 

Yani olası tüm aksiliklere rağmen anın tadını çıkarmayı bilebilecek birini. Bu tercih zor olabilir gerçekten. Ama "Gitmez olaydım." demekten daha iyidir bazen hiç gitmemek. Belki de gezinin en güzel yanı bu oldu benim için. O yüzden bu kadar çok değindim bu konuya.

 

Gelelim turun içeriğine. Gittiğimiz tur Rodos, Santorini ve Mikonos adalarını içeriyordu. 4 gün 5 gece sürecekti. Bazı şeyler vardır yapmayı, görmeyi çok istediğiniz. Ama onu görünce ve aklınızda o kadar büyütmüşsünüzdür ki beklediğinizi bulmayı bırakın, "Burada ne işim var?" bile diyebilirsiniz. Bana genelde büyük bir merakla beklediğim filmlerde olur bu hayal kırıklığı. Ama aynı şeyi bu gezide yaşamadım. Biraz ürkmedim değil açıkçası geziye çıkmadan önce. Hep hayal ettiğim o gemi yolculuğunu yapacaktım, yani ölmeden önce yapmak istediklerim listesinden birinin daha üstünü çizip kendimi gerçekleştirme yolunda ilerlemeye devam edecektim. Üstelik filmlerde görüp aşık olduğum Santorini adasına yolum düşecekti. Bir taşla kim bilir kaç kuş vuracaktım. Ürkmemek elde mi? Her şey bu kadar güzel olabilir miydi? Evet, olabilirdi. Yanınıza sağlam bir bavul yerine sağlam bir yolculuk arkadaşı ve bolca giysi yerine bolca pozitif enerji aldığınız müddetçe her şey yolunda gidecektir, inanın buna.

 

Bu adalara gemi yolculuğuyla gitmek ilk aşamada mantıklı olabilir. Hızlıca günü birlik turlar yapıyorsunuz çünkü her adaya. Kısa bir önizleme yapmış olduğunuz için en sevdiğinize karar verip bir dahakine doğrudan o adaya gidebilirsiniz daha fazla bilgi edinmiş ne nerede gibi soruların bir kısmına cevap bulmuş olarak. Bu, kısa ada gezintilerinden oluşan turların artı noktalarından biri. Daha sonra Rodos'a Bodrum'dan kalkan teknelerle, Santorini'ye hava yoluyla gelmeniz mümkün. Adaları hiç bilmeyen gezginler olarak ve gemi iniş biniş saatlerine bakarak kendi başımıza o kısıtlı süre içinde etkin bir şekilde adayı gezemeyeceğimizi düşünüp her ada için gemiden rehberli tur satın aldık. Gerçekten de çok doğru bir karar verdiğimizi fark ettik ilk adadan son adaya kadar. Böylece plan yapma, koşuşturma stresini de azaltmış olduk ve sadece mavi suların serinliğine ve adaların rüzgarına bıraktık kendimizi.

 

Ada gezmenin en güzel yanlarından biri, adaların görülecek belli başlı yerleri olduğu için ve de çok büyük olmadıklarından çok fazla yorulmadan birkaç gün ardı ardına gezebilmeniz.

 

yunan-adalari-gezisi-rodos.jpg

 

İlk durağımız Rodos'tan başlayalım: Tur rehberimiz ve otobüsümüz eşliğinde Rodos'ta büyük bir tur attık. Apollo tapınağını ve Tapınak Şövalyeleri tarafından yapılmış şehrin meşhur kalesini ve kapılarını gördük. Geyiğin Rodos'un sembolü olduğunu söyleyebiliriz, geçtiğiniz yerlerde geyikli pek çok yer göreceksiniz, heykellerden kanalizasyon kapaklarına kadar. Algılarınızı açık tuttuğunuz sürece geyikli sürprizler her yerde karşınıza çıkabilir. Sıcak bir turun ardından kendinizi Rodos'un sularına bırakmak çok iyi gelecektir. Genelde tüm adaların sularının dalgalı olduğunu bilmenizde fayda var. Biz tam mevsiminde gitmiş olmamıza rağmen dalgalar bizi yormuştu. Eski Şehir'in dokusuyla Yeni Şehir'inkini karıştırıp adayı yaşayın!

 

Santorini'ydi ikinci durağımız. Beyaz duvarları mavi kubbeleriyle meşhur olan evlerinin adaya dizilimini seyretmenin keyfine bir günde doymak mümkün değil elbette. Bol bol fotoğraf çekip sonrasında onlara bakarak o evlerin balkonlarından görünen manzaraya bakarak uyanmanın ne kadar ilham verici olduğunu düşünmek kalıyor bize. Tüm adalar da olduğu gibi turizm ada sakinlerinin temel geçim kaynağı ve oldukça çeşitli hediyelik eşyalar bulmak mümkün. Santorini baskılı eldivenden binbir türlü deftere kadar. O daracık sokaklarda yürümek bile ayrı bir zevk. Adanın dimdik kısmından otobüsle tepeye çıkarken virajlar değil adanın dört bir yanından aklınıza kazımak istediğiniz manzaralar döndürüyor başınızı. Dönüş yolunda ise teleferikle hızlıca adanın tepesinden inerken de aynı duygularla boğuşurken buluyorsunuz kendinizi. Santori'nin doğal bir limanı olmadığından botlarla gemiden adaya- adadan gemiye ulaşımınız sağlanıyor. O kısa bot yolculuğu sırasında adayı arkanızda bırakırken hüzünlenmeniz mümkün. Hele de büyük şehirlerden birinde yaşıyorsanız ve de sakinliği seven bir yapınız varsa... Santorini volkanik bir ada olduğu için siyah kumuyla meşhur. Ancak suya girince birkaç adımda ayağınız kaygan kayalıklara değiyor ve yürümek imkansızlaşıyor. Yüzmek için pek uygun bir deniz sayılmaz. O güzel manzaraya karşı güzel bir dondurma yemeyi ya da kahve içmeyi ihmal etmeyin. Kendinize adanın meşhur, kuru üzümden yaptıkları enfes şarabından hediye edebilirsiniz. Adanın tek Türk'ü rehberlik yaparken Santorinili bir kadına aşık olan bir tur rehberi. Kim bilir belki de asıl aşık olduğu şey adanın ta kendisidir!

 

yunan-adalari-gezisi-santorini.jpg 

Son durağımızsa Mikonos'tu. Geminin en uzun süre demir attığı yer burası olacaktı. Çünkü hem gündüzü hem gecesi meşhur bu adanın. Yine tabii ki beyaz boyalı duvarları mavi panjurlu ve kapılı evleri gündüz manzaranızı renklendiriyor burada. Ada'nın ana hattı aslında turistik olan her ada gibi sağlı sollu dükkanlar olan uzun bir sokak. Gece yarısına kadar elbette her dükkan açık. Adadan eksik olmayan rüzgar enfes yunan birası Mythos'un eşliğinde serin bir havada anın tadını çıkarmanıza yardım ediyor. Plajına gelirsek, tur rehberimizin de dediği gibi Türkiye'nin müthiş plajları gibi bir şey beklememek lazım. Deniz var, kum var, güneş var, eğlence var. Ama o kadar. Bir Antalya kumsalının güzelliği yok maalesef. Gece hayatına değinecek olursak ana hattın devamında iki-üç katlı yapıların çehresi değişmezken sadece DJ'ler ortaya çıkıyor farklı mekanlarda. Herkes kulağına hoş gelen müziğin etrafına konuşlanıyor. Kimileri "Banana Baba"sını yudumluyor, kimileriyse çılgın takılıp "Sex in the Bubblegum Factory"sini.

 

Ancak sözün özü, sevdiğiniz insanlarla her yer güzel, her yer heyecan verici, her yer eğlenceli!

 

 

(Fotoğraflar: Kadir Arı)

Bu blog yazısına oy verin:

1986 Bulgaristan doğumlu. İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü mezunu. İspanyol Dili ve Edebiyatı Lisans Bölümü ve Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitap ve altyazı çevirileri yapıyor. Psikoloji, sosyoloji, felsefe konularına ilgi duyuyor. Dans etmek hayatının en büyük tutkusu! Sanatın her dalını seviyor; modadan sinemaya edebiyattan makyaja kadar. Feminist ve iflah olmaz bir optimist!

Başarılar

Yazarın en son gönderileri

Bu sohbete katılanlar

Yorumunuzu bırakın

Misafir olarak yorum gönder

0
Yorumlarınız yönetici moderasyonuna tabi tutulur.

Etiketler

Rajasthan İsviçre Golden Mount Basel Bakü Bakü - gezilecek yerler St. Petersburg Sarnath Prag Akshardham Tapınağı Nabada nehir festivali Uçurtma Müzesi Lucca Arbat Tayland Alaçatı masal anlatıcıları Beyrut Rodos Mdina Zagreb Yumurtalık Hırvatistan Baykal Amritsar Adigey Balat Pembe Şehir Yunan adaları Kız Kulesi Efsanesi Belçika Adana yemekleri İstanbul - yapılacak şeyler Ayasofya Fener Ulmer Münster Kilisesi Bükreş otelleri Tel Aviv-Yafo olta balıkçılığı Bangkok Tiberias Leningrad İstanbul'u keşfet İstanbul Jaipur Old Town Meydanı gurme Adana gezisi vize istemeyen ülkeler Delhi Giz Galasi İsrail Arşan Venedik Karun Hazineleri tren yolculuğu Latin gecesi photowalk Maharaja Ranjit Singh Albert Einstein Gurudwara Bangla Sahib Leiden Clubbing Kız Kulesi İstanbul tiyatroları Sırbistan Uşak Arkeoloji Müzesi Sikhism Amsterdam balık nerede tutulur? Grenzach-Wyhlen Kurgan Valletta Kemikli Kilise Bursa Isle sur la Sorgue Afula Çerkesya Ölü Deniz graffiti videowalk Comino sokak sanatı Haifa Donetsk Brezilya Marsilya Tel Aviv Kazan Tibet Viyana Yerebatan Sarayı sanat Santorini Astana Kutna Hora Dasaswamedh Ghat Kiev YOTA Doğaçlama Gozo Bremen Malta Koş Agaç İzmir vizesiz ülkeler Rusya Çerkes doğa gezisi Osmanlı köyü Maykop Udaipur Kazakistan Fransa lezzet avcıları Teke Köyü Paris - gezilecek yerler Ulaangom Moskova film festivali Uşak şehir efsaneleri Slovenya Mask Müzesi Cannes Yerebatan Sarnıcı Masada röportaj Gaziantep Kalesi Leiden Üniversitesi Hollanda Brugge Zagreb - gezilecek yerler Yekaterinburg Moğolistan Roma masallar Adana - gezilecek yerler Hinduizm Krasnodar Şifahen Masallar kibbutz Tataristan İtalya Safed Blautopf vizesiz gidilebilen ülkeler Darlık Barajı Pisa Kudüs Üsküdar Ulan Batur Bremen Mızıkacıları Altay Cumhuriyeti Gaziantep - gezilecek yerler Uşak - gezilecek yerler Kızıl Meydan Paris Mai Tai Lounge Varanasi Lübnan Cumalıkızık Senanque Manastırı Albert Hall Müzesi Antep Galilee Denizi Mykonos İstanbul gezileri Rishikesh Saint Basil Katedrali Gorno-Altaysk butik müzeler Irkutsk Kız Kalesi (Bakü) Oyun ve Oyuncak Müzesi salsa kukla tiyatrosu Golden Temple City Palace Udaipur vize Agrasen ki Baoli İstanbul müzeleri Viyana - gezilecek yerler Aix-en Provence Adana lezzetleri Hindistan Yeni Delhi Ljubljana Bükreş ölü yakma Lotus Tapınağı doğaçlama tiyatro Guzeripl Altay Kray Arles Kfar Kama Başkurdistan turizm Sao Paulo İsmail Nuri Prag - gezilecek yerler masal geceleri Almanya Ulm Süleymaniye Camii Ekaterinburg Zeugma Mozaik Müzesi Ulan-Ude Bhagwan Swaminarayan Bruges Ömerli yemek Buryatya Belgrad - gezilecek yerler Qız Qalası Barnaul Dharamsala Adana Hindistan gezisi McLeod Ganj Ljubljana - gezilecek yerler Floransa Gaziantep Romanya Sliema Jantar Mantar Ufa Ganj Nehri Amber Kalesi India Gate Belgrad Neşe ve Karikatür Müzesi Bled Peter yarasalar şehri yoga
Go to top